Balinaların Dili
Rabia
Rabia
| 10-09-2026
Hayvan Ekibi · Hayvan Ekibi
Yapay zekâ ve akustik kayıtlar, balinaların iletişimini çözerek hem onları korumaya hem de insan dilini yeniden düşünmeye yardımcı olabilir.

Balinaların dünyası seslerden oluşuyor

2015 yılında balina araştırmacısı Valeria Vergara, Kanada'nın yüksek Arktik bölgesindeki Somerset Adası'nda küçük bir çadır kurarak belugaların seslerini kaydetmeye başladı.
Balinaların Dili
Çevrede yaklaşık 1.000 beluga ve yeni doğmuş yavruları bulunuyordu. Vergara, suya yerleştirdiği hidrofon aracılığıyla kulaklıklarından tıkırtı, çığlık, ıslık, miyavlama ve titreşimlerden oluşan yoğun bir ses korosunu dinledi. Görüş mesafesinin neredeyse sıfır olduğu sisli ortamda yaşadığı bu deneyim, belugaların da benzer şekilde görsel olarak bulanık bir dünyada yaşadığını fark etmesini sağladı.
Balinalar için ses, sosyal yaşamın temel unsurlarından biri. Üreme alanlarında şarkı söylüyor, doğum sırasında gruplar halinde iletişim kuruyor ve yiyecek bulmak için yankı konumlamadan yararlanıyorlar. Üstelik farklı türlerin kendilerine özgü onlarca ses repertuvarı bulunuyor. Bazı iletişim biçimlerinin yapısı da insan konuşmasıyla dikkat çekici benzerlikler taşıyor.

Yavru belugalar adeta gevezelik ediyor

Vergara'nın araştırmaları, yavru belugaların iletişim kurmayı yetişkinlerden öğrendiğini ortaya koyuyor. Tıpkı küçük çocuklar gibi yavrular da ilk yıllarında seslerle oynuyor ve zamanla türlerinin iletişim repertuvarında ustalaşıyor.
Yetişkinlerin iletişim repertuvarına hâkim olmaları iki ila üç yıl sürebiliyor.
Yavruların öğrendiği ilk seslerden biri, kendilerini tanımlamak için kullandıkları bir tür "akustik isim etiketi". Ancak bu çağrıların yavrularda erişebildiği su altı mesafesi yetişkinlerinkinden 18 kat daha kısa. Bu durum özellikle büyük beluga gruplarında önem taşıyor. Tekne gürültüsü yavruların zayıf çağrılarını kolayca bastırabiliyor. Yavru annesinden ayrılırsa, sürü içinde yeniden buluşması zorlaşabiliyor. Araştırmaların ardından Kanada'daki yetkililer 2018'de önemli beluga buluşma alanlarından bazılarını teknelere kapattı. Böylece yavruların henüz zayıf ve gelişmekte olan çağrılarının duyulabilmesi amaçlandı.

Her grubun kendine özgü bir "lehçesi" var

Belugalar balinalar arasında en konuşkan türlerden biri olsa da diğer deniz memelilerinin de zengin ses repertuvarları bulunuyor. Bazı balina toplulukları, yalnızca kendi grupları içinde öğrenilip aktarılan belirgin ses dizileri kullanıyor. Bu durum, aynı tür içinde yüzlerce farklı "lehçenin" ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Daha da ilginci, bu lehçeler çoğu zaman grupların davranışlarıyla bağlantılı. Farklı toplulukların beslenme ve göç alışkanlıkları, kullandıkları seslerdeki farklılıklarla örtüşebiliyor.
Araştırmacılar, ses kayıtlarını drone görüntüleriyle birleştirerek belirli çağrıları belirli davranışlarla eşleştirmeye çalışıyor. Böylece özellikle tehdit altındaki orkaların iletişim biçimleri daha iyi anlaşılabilir. Amaç yalnızca "gemilerin çıkardığı gürültü kötü" demek değil. Araştırmacılar, gürültünün balinaların yiyecek paylaşmasını veya geniş alanlarda avlarını koordine etmesini nasıl etkilediğini ortaya çıkarmak istiyor.

Kambur balinalarda şarkılar değişiyor

Balinaların farklı gruplar arasında öğrendikleri sesleri paylaşması, uzun süre yalnızca insanlara özgü olduğu düşünülen "kültür" kavramının yeniden değerlendirilmesine neden oldu. Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri kambur balinaların şarkıları. Yalnızca erkek kambur balinalar şarkı söylüyor. Ses birimlerini "cümlelere", cümleleri "temalara" dönüştürüyor ve bunları bir araya getirerek kendilerine özgü şarkılar oluşturuyorlar.
St Andrews Üniversitesi'nden Dr. Ellen Garland'ın araştırmaları, bu şarkıların sabit olmadığını gösteriyor. Balinalar sürekli olarak yeni temalar ekliyor, bazılarını çıkarıyor ve bir popülasyondaki erkekler aynı yeni şarkıyı öğreniyor. Daha da şaşırtıcı olan ise bu değişimin popülasyonlar arasında yayılmasıdır.
Garland'ın çalışmalarına göre bir kambur balina popülasyonunda ortaya çıkan yeni bir şarkı, komşu topluluklara ve ardından Güney Pasifik boyunca batıdan doğuya doğru yayılabiliyor.
Balinalar, bir sezon içinde eski şarkılarını tamamen bırakıp komşularının yeni şarkısını öğrenebiliyor. Bu davranış, araştırmacılara insanlarda müzik ve moda trendlerinin yayılmasını hatırlatıyor.

İspermeçet balinalarının "kimlik kodu"

İspermeçet balinalarında ise iletişimin temel parçalarından biri "koda" adı verilen tıklama dizileri. Bu sesler, derinlere dalan ve dişi akrabalık ilişkileri etrafında örgütlenen toplulukların sosyal bağlarını güçlendiriyor. Bristol Üniversitesi'nden araştırmacı Taylor Hersh ve uluslararası bir ekip, Pasifik'teki farklı ispermeçet balinası topluluklarının belirli bir kodayı diğerlerine tercih ettiğini ortaya çıkardı. Bu özel ses dizisi, farklı grupları birbirinden ayırt etmeye yardımcı olacak kadar belirgin. Hersh bu nedenle onu bir tür "kimlik kodu" olarak nitelendiriyor. Araştırmacılar bunun balinalar arasındaki bağı güçlendirdiğini düşünüyor. Aynı zamanda bu sesler bir çeşit coğrafi etiket gibi çalışarak belirli balina gruplarının nerede bulunduğunu anlamaya yardımcı olabiliyor. Bu bilgiler, balinaların yaşadığı bölgedeki çevresel koşullarla davranışları arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak açısından da değer taşıyor.
Balinaların Dili

Yapay zekâ balina dilini çözebilir mi?

Dominik Cumhuriyeti açıklarında yaşayan ispermeçet balinaları üzerinde çalışan Project Ceti adlı araştırma kuruluşu, balinaların iletişim kayıtlarını makine öğrenmesi sistemleriyle analiz ediyor. Araştırmacılar yapay zekânın yeni ses kalıplarını tespit etmesini ve zamanla bu seslerin anlamlarını çözmesini umuyor. Çalışmalar, ispermeçet balinalarının farklı durumlarda farklı koda dizileri kullandığını gösteriyor. Bazı seslerde tıklamalar arasındaki boşluklar çıkarıldığında ortaya çıkan yapıların, araştırmacıların "ünlü sesler" olarak tanımladığı insan konuşmasına benzer özellikler taşıdığı da görüldü. Dominik Cumhuriyeti'ndeki balinaların gemi gürültüsü olduğunda bazı kodaların temposunu ve frekansını değiştirmesi de dikkat çekiyor. Bu durum, tıklamaların kontrollü ve belirli anlamlar taşıyabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Project Ceti'nin dilbilim lideri Gašper Beguš'a göre bu araştırmalar, dil kavramına bakışımızı değiştirebilir. Ancak bu görüş bilim dünyasında tartışmalı. Bazı araştırmacılar, balinaların iletişim sistemlerinin insan diliyle benzerlik göstermesinin onların gerçekten "dile" sahip olduğu anlamına gelmediğini savunuyor.

Araştırmanın asıl amacı balinaları korumak

Balinalarla iletişim kurma fikri heyecan verici olsa da araştırmacılar için asıl hedef onlarla konuşmak değildir. Bazı deneylerde balinalara yapay biçimde çağrılar gönderilerek karşılıklı iletişim kurulmaya çalışıldı. Ancak bu tür müdahalelerin balinaların doğal kültürel iletişimini bozabileceği ve ciddi stres yaratabileceği belirtiliyor.
Vergara'ya göre "balinalarla konuşabilecek miyiz?" sorusu insanı yeniden merkeze koyuyor. Oysa araştırmanın daha önemli sorusu, balinaların kendi dünyalarında birbirleriyle nasıl iletişim kurduğu ve bu iletişimin hayatta kalmalarına nasıl yardımcı olduğudur. Çünkü balinaların seslerini anlamak, okyanuslardaki tehditleri daha iyi belirlememizi sağlayabilir. Gemi trafiği, su altı gürültüsü ve değişen çevre koşulları, balinaların birbirleriyle iletişim kurmasını zorlaştırabiliyor. Ses kayıtları ve yapay zekâ sayesinde araştırmacılar artık yalnızca balinaların nerede olduğunu değil, hangi gruba ait olduklarını, nasıl davrandıklarını ve çevresel değişimlere nasıl tepki verdiklerini de anlamaya yaklaşıyor. Bu nedenle balinaların dilini çözme çabası, belki de insanlarla konuşmalarını sağlamak için değil, onların kendi dünyalarında yaşamaya devam edebilmelerini sağlamak için önem taşıyor.