En Güzel Pilav

· Yiyecek Ekibi
Rachel Roddy’nin tarifinden ilham alan bu hafif pilav, safran, tereyağı ve olgun domatesle yaz sofralarına farklı bir lezzet katıyor.
Safran, mutfaktaki en değerli baharatlardan biridir.
Çiğdem çiçeğinin turuncu-kırmızı renkli tepecikleri yalnızca elle toplanıyor ve renk ile aromasını koruması için çok hızlı kurutuluyor. Bu zahmetli süreç, safranın neden oldukça pahalı olduğunu açıklıyor.
Ancak safranın güçlü aroması nedeniyle az miktarı bile yeterli oluyor. Rachel Roddy’nin Richard Olney tarifinden uyarladığı bu pilav da birkaç tel safranla belirgin bir renk, sıcak ve hafif metalik bir aroma kazanıyor.
Safranın kısa hikâyesi
Safran çiğdeminin ana vatanı Girit, İran ve Güneybatı Asya olarak biliniyor. Safran, medeniyetlerin ilk dönemlerinden bu yana ilaç, kozmetik, parfüm, yemek ve boya yapımında kullanılıyor. Alan Davidson’ın The Oxford Companion to Food kitabına göre Moğollar safran kullanımını İran’dan Hindistan’a, özellikle Keşmir’e taşıdı. Batıya doğru ise Araplar, MS 960 civarında İspanya’da safran yetiştirmeye başladı.
13. yüzyılda üretim İtalya, Fransa, Almanya ve İngiltere’ye yayıldı. İngiltere’nin Essex bölgesi de önemli üretim merkezlerinden biri haline geldi. Hatta Chipping Walden kasabası, 1500’lerin başında safran üretimiyle özdeşleşerek Saffron Walden adını aldı.
Safranın İngiltere’de ticari üretimi daha sonra sona erse de günümüzde bazı üreticiler yeniden yetiştiricilik yapıyor. Rachel Roddy de bu tarifte İngiliz safran üreticisi David Smale’in tavsiyelerinden yararlanıyor.
Safranı doğru hazırlamak önemli
Safran tellerinin rengini ve aromasını ortaya çıkarmak için önce sıvıda bekletilmesi gerekiyor. Böylece baharatın güneş sarısını andıran rengi suya geçiyor ve tellerin kendisi oldukça soluk bir hale geliyor. David Smale’e göre yaklaşık 10 safran teli bile oldukça etkileyici bir sonuç için yeterli. Bu tarifte ise 6-10 tel safran, iki çay kaşığı ılık suda bekletiliyor.
Safranlı domatesli pilav
Hazırlık: Safranın bekletilmesiyle birlikte yaklaşık 10 dakika
Pişirme: 18-20 dakika
Servis: 4 kişilik
Malzemeler
50 gram tereyağı
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 orta boy soğan, soyulmuş ve ince doğranmış
Tuz
300 gram uzun taneli pirinç
6-10 tel safran, 2 çay kaşığı ılık suda bekletilmiş
500 ml hafif sebze suyu veya su
500 gram olgun ve aromalı taze domates
Pirinci hazırlayın
Kapaklı, kalın tabanlı bir tencere veya sote tavasında tereyağı ve zeytinyağını orta-kısık ateşte ısıtın.
İnce doğranmış soğanı ve bir tutam tuzu ekleyin. Yaklaşık 10 dakika boyunca düzenli olarak karıştırarak pişirin. Soğanın yumuşaması gerekiyor ancak renginin kahverengileşmemesine dikkat edin.
Safranı ekleyin
Pirinci tencereye alın. Beklettiğiniz safranı, suyuyla birlikte pirince ekleyin.
Yaklaşık 1 dakika boyunca karıştırarak bütün pirinç tanelerinin yağ ve safranla kaplanmasını sağlayın. Ardından sebze suyunu veya suyu ekleyin ve birkaç kez karıştırın.
Ateşi en düşük seviyeye indirin. Tencerenin kapağını kapatıp pirinci 18-20 dakika, tamamen yumuşayana kadar pişirin.
Domatesleri hazırlayın
Pirinç pişerken domateslerin kabuklarını soyun. Bunun için domatesleri 5 dakika kaynar suda bekletin. Ardından süzüp soğuk suya alın.
Bu işlemden sonra kabukların kolayca ayrılması gerekiyor.
Domatesleri dörde bölün, çekirdeklerini temizleyin ve etli kısımlarını ince şeritler ya da küçük küpler halinde doğrayın.
Dinlendirin ve servis edin
Pirinç piştiğinde tencereyi ocaktan alın ve 10 dakika dinlendirin. Bu sırada pirinç suyunu biraz çekecek ve taneler hafifçe şişecek.
Son olarak doğranmış domatesleri pilava karıştırın. Tadına bakıp gerektiği kadar tuz ekleyin.
Ortaya çıkan yemek, tereyağının verdiği zenginliği safranın aroması ve taze domateslerin ferahlığıyla dengeleyen hafif bir yaz yemeği oluyor.
Yanında ne servis edilebilir?
Richard Olney’nin tarifinden uyarlanan bu pilav, tek başına servis edilebileceği gibi farklı yemeklerin yanında da sunulabilir. Özellikle poşe tavuk, balık veya katı haşlanmış yumurtayla birlikte tüketilmesi öneriliyor. Safranın yoğun aroması nedeniyle tarifte fazla baharat kullanmaya gerek kalmıyor. Olgun, lezzetli domatesler ise yemeğin son aşamasında eklenerek tazeliğini ve doğal aromasını koruyor.