Özel Takip
mert
mert
| 21-08-2026
Hayvan Ekibi · Hayvan Ekibi
Dünya genelindeki sucul hayvanların izlenmesine yönelik araştırmaların yüzde 95’inin yüksek koruma bütçesine sahip ülkelerde gerçekleştirildiği ortaya çıktı.
Araştırmacılar, biyoçeşitlilik açısından kritik bölgelerin yeterince incelenmemesinin doğa koruma çalışmalarını zorlaştırdığına dikkat çekiyor.

Araştırmalar belirli ülkelerde yoğunlaşıyor

Yeni bir araştırma, sucul hayvanların hareketlerini takip etmek için kullanılan bilimsel çalışmaların dünya genelinde oldukça eşitsiz dağıldığını ortaya koydu. Conservation Science and Practice dergisinde yayımlanan çalışma, özellikle koruma ihtiyacının yüksek olduğu bazı bölgelerin bilimsel araştırmalarda geri planda kaldığını gösteriyor.
Chicago’daki Shedd Aquarium ve farklı kurumlarda görev yapan araştırmacılar, yaklaşık 40 yıllık süreçte yayımlanan binlerce akustik ve uydu telemetrisi çalışmasını inceledi. Telemetri olarak adlandırılan yöntem, hayvanların hareketlerini küçük takip cihazları, ses sinyalleri veya uydu sistemleri aracılığıyla izlemeye dayanıyor.
Araştırmacılar toplam 2.728 telemetri çalışmasını değerlendirdi. Sonuçlara göre çalışmaların yüzde 87’si siyasi istikrar açısından en üst sıralarda bulunan ülkelerde gerçekleştirildi. Araştırmaların yüzde 95’i ise koruma finansmanı açısından en yüksek seviyedeki ülkelerde yapıldı. Daha da dikkat çekici olan ise çalışmaların yarısından fazlasının yalnızca ABD, Kanada ve Avustralya’da gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Özel Takip

Biyoçeşitlilik açısından önemli bölgeler geride kaldı

Araştırmanın en önemli bulgularından biri, bilimsel çalışmaların yoğunlaştığı bölgeler ile biyolojik çeşitliliğin en fazla tehdit altında olduğu bölgelerin her zaman örtüşmemesi oldu. Özellikle Indo-Pasifik bölgesi, dünyadaki en zengin denizel ekosistemlerden bazılarına ev sahipliği yapmasına rağmen telemetri araştırmalarının yüzde 1’inden daha azına sahne oldu. Benzer araştırma eksiklikleri Baja California Yarımadası ve Cortez Denizi, kuzeybatı Afrika, güneydoğu Afrika ve Kızıldeniz gibi bölgelerde de görülüyor. Bu durum yalnızca akademik bir eksiklik olarak değerlendirilmiyor. Deniz memelilerinden göçmen balıklara kadar pek çok türün farklı ülkelerin sularından geçmesi nedeniyle hayvanların hareketleri hakkında yeterli bilgi bulunmaması, nesli tehlike altındaki türlerin korunmasını ve balıkçılık yönetimini doğrudan etkileyebiliyor.

Araştırmalar neden zengin ülkelerde toplanıyor?

Araştırmacılara göre ortaya çıkan tablo tamamen şaşırtıcı değil. Siyasi açıdan istikrarlı ve araştırma bütçeleri güçlü ülkeler, kendi doğal kaynaklarını incelemek için daha fazla finansmana sahiptir. Ayrıca araştırmaların ülke içinde gerçekleştirilmesi birçok açıdan daha kolaydır. Bilim insanlarının gerekli izinleri alması, saha ekipmanlarının bölgeye taşınması, araştırmacıların güvenliğinin sağlanması ve uzun süreli projelerin kesintiye uğramadan sürdürülmesi daha mümkün hale geliyor. Çalışmada araştırmaların dağılımını etkileyebilecek siyasi istikrar, koruma finansmanı, nüfus büyüklüğü ve İngilizcenin ana dil olup olmaması gibi çeşitli faktörler de değerlendirildi. Bu koşullar bir araya geldiğinde, araştırma altyapısı güçlü ülkeler daha fazla bilimsel veri üretirken, kaynakları daha sınırlı bölgeler giderek daha büyük bir bilgi boşluğuyla karşı karşıya kalıyor.
Özel Takip

Yerel bilim insanlarıyla iş birliği öneriliyor

Araştırmacılar, göz ardı edilen bölgelerdeki sorunları azaltmanın en etkili yollarından birinin yerel bilim insanlarıyla uzun vadeli iş birlikleri kurmak olduğunu belirtiyor. Bu tür ortaklıkların yalnızca araştırma sonuçlarını artırmakla kalmayacağı, aynı zamanda bilimsel bilgi ve teknik becerilerin paylaşılmasına da katkı sağlayacağı düşünülüyor. Ekipman ve araştırma altyapısının geliştirilmesi, yerel uzmanların yetiştirilmesi ve sürdürülebilir projelerin oluşturulması da bu iş birliklerinin önemli parçaları arasında yer alıyor.

Deniz canlıları ülke sınırlarını tanımıyor

Çalışmanın başyazarı ve Shedd Aquarium deniz araştırmaları direktörü Dr. Steve Kessel, bilim dünyasının kendi çalışmalarındaki boşlukları ve kör noktaları fark etmesi gerektiğini vurguluyor. Kessel’e göre hayvanlar, özellikle onları birbirine bağlayan denizler ve okyanuslar söz konusu olduğunda, ülke sınırlarına bağlı hareket etmiyor.
Bu nedenle yalnızca belirli ülkelerde yoğunlaşan araştırmalar, küresel ölçekte türlerin hareketlerini anlamak için yeterli olmayabilir. Araştırmacılar, dünyanın daha az incelenen bölgelerine kaynak aktarılmasının ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesinin, biyoçeşitliliğin korunması açısından kritik olduğunu savunuyor. Çalışmanın ortaya koyduğu tablo, bilimsel araştırmaların yalnızca nerede yapılabildiğinin değil, nerelerde yapılmasının en acil ihtiyaç olduğunun da dikkate alınması gerektiğini gösteriyor.