Sanatı Sanat Yapmak

· Yaşam Tarzı Ekibi
Ağustos ayında Londra, farklı dönemlerden ve coğrafyalardan sanatçıları bir araya getiren etkileyici sergilere ev sahipliği yapıyor.
Barbara Hepworth, Frida Kahlo, Anish Kapoor, David Hockney, James McNeill Whistler ve Tracey Emin gibi önemli isimlerin eserleri, sanatseverlere hem tanıdık dünyalara farklı gözlerle bakma hem de bambaşka kültürlere kısa süreliğine yolculuk yapma fırsatı sunuyor.
Özellikle yaz tatili döneminde Londra’da bulunanlar için şehirdeki müzeler ve galeriler, sıcak havadan uzaklaşıp sanatla iç içe birkaç saat geçirmek için ideal. Çocuklu aileler için de Tate Britain ve Dulwich Picture Gallery gibi kurumlarda özel etkinlikler bulunuyor.
Courtauld’da Hepworth’ün renkli dünyası
Hepworth in Colour, Barbara Hepworth’ün renk kullanımına odaklanan ilk kapsamlı sergi olma özelliğini taşıyor. Taş, ahşap ve bronzdan yaptığı çoğunlukla tek renkli heykelleriyle tanınan sanatçı, 1939’dan itibaren renk ve heykel arasındaki ilişkiyi daha yoğun biçimde araştırmaya başladı. Cornwall’a taşındıktan sonra bölgenin kıyı manzaralarından ilham alan Hepworth, renkleri heykellerindeki boşluklar ve içbükey yüzeylerle ilişkilendirdi. Sergide hem heykeller hem de resimler bir araya getiriliyor.
Tarih: 12 Haziran – 6 Eylül
Yer: Courtauld Gallery
Frida Kahlo: The Making of an Icon
Tate Modern’daki Frida: The Making of an Icon, Frida Kahlo’nun farklı kimliklerini ve yaşamındaki dönüm noktalarını ele alıyor. Sergide sanatçının 30’dan fazla önemli eseri bulunurken kıyafetler, takılar, arşiv fotoğrafları ve Kahlo’dan etkilenen sanatçıların çalışmaları da ziyaretçilere sunuluyor. Sergi, Kahlo’yu yalnızca otoportreleriyle tanınan bir ressam olarak değil; entelektüel, aktivist, Meksikalı sanatçı ve fiziksel acılarla mücadele eden bir kadın olarak çok yönlü biçimde ele alıyor.
Tarih: 25 Haziran – 3 Ocak
Yer: Tate Modern
Dulwich’te Amerika şehirlerinin bir asırlık hikâyesi
Portrait of a City: A Century of American Photography, Amerikan kentlerinin 20. yüzyıl boyunca geçirdiği dönüşümü fotoğraf üzerinden anlatıyor. Diane Arbus, Richard Avedon, Peter Hujar, William Klein, Dorothea Lange, Saul Leiter ve Ed Ruscha gibi önemli isimlerin eserleri serginin merkezinde yer alıyor.
1900’lerin başındaki hızlı kentleşmeden Büyük Buhran’a, savaş sonrası modernizmden 1960’lar, 1970’ler ve 1980’lerdeki toplumsal dönüşümlere kadar uzanan sergi, özellikle New York’un değişen yüzünü dikkat çekici biçimde ortaya koyuyor.
Tarih: 4 Ekim’e kadar
Yer: Dulwich Picture Gallery
Anish Kapoor Hayward Gallery’de
Hayward Gallery, yaklaşık 30 yıl sonra Anish Kapoor’un eserlerini yeniden ağırlıyor. İngiliz-Hint sanatçının çalışmaları mekân, ışık, ölçek ve algı kavramları üzerinden ilerliyor. Sergide eski ve yeni çalışmalar bir araya getirilirken galerinin iç mekânları ve terasları da sanatçının eserleriyle bütünleşiyor. Kapoor’un dev ölçekli ve izleyicinin algısıyla oynayan çalışmalarını sevenler için sergi, ağustos ayının öne çıkan duraklarından biri.
Tarih: 18 Ekim’e kadar
Yer: Hayward Gallery
David Hockney’nin Londra’daki son sergisi
David Hockney’nin Serpentine North Gallery’deki sergisi, sanatçının haziran ayında hayatını kaybetmeden önce hazırladığı son sergi olması nedeniyle ayrı bir önem taşıyor. Serginin merkezinde, sanatçının eski stüdyosunun bulunduğu Normandiya’daki mevsimsel değişimleri anlatan 90 metre uzunluğundaki A Year in Normandy frizi bulunuyor. Yeni eserlerle birlikte sunulan çalışmalar, izleyiciyi gündelik hayata daha dikkatli bakmaya davet ediyor.
Tarih: 23 Ağustos’a kadar
Yer: Serpentine North Gallery
James McNeill Whistler Tate Britain’da
Amerikalı sanatçı James McNeill Whistler’ın Londra’daki uzun kariyerine odaklanan retrospektif, sanatçının gerçekçilikten modernizme geçişteki rolünü gözler önüne seriyor.
Sergide 1871 tarihli ve bugün Whistler’ın Annesi adıyla tanınan ünlü eseri Arrangement in Grey and Black No. 1 gibi ikonik çalışmaların yanı sıra daha az bilinen eserler de yer alıyor. Ayrıca sanatçının ünlü Peacock Room tasarımının yeniden oluşturulmuş bölümü de serginin dikkat çeken parçalarından.
Tarih: 21 Eylül’e kadar
Yer: Tate Britain
Clare Woods: Garden Without Season
Pitzhanger Manor & Gallery’deki Garden Without Season, Clare Woods’un çiçekler, bitkiler ve doğanın geçiciliği üzerine yaptığı çalışmalarını bir araya getiriyor. Sanatçı yağlı boyayı alüminyum üzerine uygulayarak oldukça farklı bir yüzey etkisi oluşturuyor. Sergideki 29 yeni ve yakın dönem çalışma, doğadaki çürüme ve değişim süreçlerini soyutlama ile gerçekçilik arasında bir noktada ele alıyor.
Tarih: 8 Kasım’a kadar
Yer: Pitzhanger Manor & Gallery
National Gallery’de Zurbarán
17. yüzyılın önemli Barok ressamlarından Francisco de Zurbarán, döneminde olağanüstü ışık-gölge kullanımı nedeniyle “İspanyol Caravaggio” olarak anılıyordu.
National Gallery’nin büyük sergisi, sanatçının Avrupa ve ABD’deki koleksiyonlardan getirilen önemli eserlerini Londra’da bir araya getiriyor. Anıtsal sunak resimleri, natürmortlar, tarihsel sahneler ve mitolojik konular aynı sergide buluşuyor.
Tarih: 23 Ağustos’a kadar
Yer: National Gallery
Constable’ın Hampstead yılları
John Constable’ın Hampstead’de geçirdiği yıllara odaklanan sergi, sanatçının bölgeyle olan bağını inceliyor. Constable 1819’da Hampstead’e taşınmış ve 1837’deki ölümüne kadar burada yaşamıştı.
Burgh House bünyesindeki sergide Hampstead Heath, gölet ve gökyüzü çalışmalarının yanı sıra sanatçının kişisel mektupları da bulunuyor. Sergiyi gezdikten sonra Hampstead Heath’e çıkıp Constable’ın baktığı manzaraları kendi gözlerinizle görmek de mümkün.
Tarih: 20 Eylül’e kadar
Yer: Burgh House
Tracey Emin: A Second Life
Tate Modern’da düzenlenen Tracey Emin: A Second Life, sanatçının 40 yıllık kariyerini kapsamlı biçimde ele alıyor. Sergide enstalasyonlar, heykeller ve resimler bir araya getirilirken Emin’in özel hayat, travma, aşk ve acı gibi temaları sanatına nasıl taşıdığı görülüyor. Sanatçının 1999 Turner Prize’a aday gösterilen ünlü My Bed çalışmasının ardından çağdaş sanat dünyasındaki konumunu nasıl geliştirdiğini görmek isteyenler için önemli bir fırsattır.
Tarih: 31 Ağustos’a kadar
Yer: Tate Modern
Richard Dadd: Beyond Bedlam
Royal Academy of Arts, Viktorya döneminin sıra dışı ressamlarından Richard Dadd’ın 50 yılı aşkın süredir düzenlenen ilk büyük kapsamlı sergilerinden birine ev sahipliği yapıyor. Dadd’ın peri figürleri, oryantalist sahneleri ve olağanüstü küçük ayrıntılarla işlenmiş eserleri, sanatçının yaşam öyküsüyle birlikte ele alınıyor. Özellikle hastanede kaldığı dönemde yaptığı çalışmalar serginin en dikkat çekici bölümlerindendir.
Tarih: 25 Temmuz – 25 Ekim
Yer: Royal Academy of Arts
Marilyn Monroe’nun 100. yaşı
National Portrait Gallery’deki Marilyn Monroe: A Portrait, Hollywood ikonunun 100. doğum yılını kutluyor. Andy Warhol, Pauline Boty, Marlene Dumas ve Cecil Beaton gibi sanatçıların çalışmaları üzerinden Monroe’nun popüler kültürdeki mirası inceleniyor. Sergide fotoğrafların yanı sıra senaryolar ve kıyafetler gibi kişisel eşyalar da bulunuyor.
Tarih: 6 Eylül’e kadar
Yer: National Portrait Gallery
V&A’da Schiaparelli modayı sanata dönüştürüyor
Victoria and Albert Museum’daki Schiaparelli: Fashion Becomes Art, moda evi Schiaparelli’ye adanan ilk büyük sergi olarak öne çıkıyor. Elsa Schiaparelli’nin Sürrealistlerle ilişkisini ve moda ile iç mekân tasarımını nasıl bir araya getirdiğini anlatan sergide elbiseler, aksesuarlar, mücevherler, heykeller, arşiv fotoğrafları ve mobilyalar yer alıyor. Salvador Dalí ile birlikte tasarlanan ünlü Lobster Dress de serginin öne çıkan eserlerindendir.
Tarih: 8 Kasım’a kadar
Yer: V&A South Kensington
Ağustosta Londra’da sanat için son fırsatlar
Ağustos ayının sonlarına doğru bazı sergiler kapanışına yaklaşırken özellikle David Hockney, Zurbarán, Hurvin Anderson, Royal Academy Summer Exhibition, Frank Bowling ve Ranti Bam gibi sergileri görmek isteyenlerin fazla zaman kaybetmemesi gerekiyor.
Buna karşılık Frida Kahlo, Anish Kapoor, Ana Mendieta, Tracey Emin, Schiaparelli ve Marilyn Monroe gibi sergiler sonbahara kadar devam ediyor. Bu nedenle Londra ziyaretini yalnızca klasik müzelerle sınırlamak istemeyenler için ağustos 2026, şehrin sanat dünyasını keşfetmek açısından oldukça zengin bir dönem sunuyor.