Yaşlanınca İşitme

· Bilim Ekibi
Yaş ilerledikçe birçok kişi televizyonun sesini biraz daha açtığını fark eder.
Ancak işitme kaybı bundan çok daha fazlasıdır. Özellikle yüksek frekanslı sesleri ayırt etmek zorlaşır, konuşmalar bulanıklaşır ve kalabalık ortamlarda iletişim kurmak giderek yorucu hale gelir.
Mayo Clinic odyoloğu Dr. Cynthia Hogan’a göre, işitme kaybı yalnızca kulakları değil; beyni, dengeyi ve sosyal yaşamı da etkileyen önemli bir sağlık sorunudur.
Kulak; dış kulak, orta kulak ve iç kulak olmak üzere üç ana bölümden oluşur. Yaşa bağlı işitme kaybının büyük bölümü ise iç kulakta meydana gelir. İç kulaktaki koklea adı verilen yapıda binlerce mikroskobik tüylü hücre bulunur. Bu hücreler ses titreşimlerini sinir sinyallerine dönüştürür. Yıllar içinde gürültüye maruz kalma, bazı ilaçlar ve doğal yaşlanma süreci bu hücrelere zarar verir. Dr. Hogan, “Sorun yalnızca kulakta değil. İşitme siniri ve beynin sesi işleme kapasitesi de yaşla birlikte değişiyor.” diyor. Yaşa bağlı işitme kaybında en önce yüksek frekanslı sesler etkilenir. Bu nedenle birçok kişi “Duyuyorum ama anlayamıyorum” şikâyeti yaşar.
Özellikle şu sesleri ayırt etmek zorlaşır:
S
F
T
TH benzeri ince ünsüzler
Sesin yüksekliği yeterli olsa bile kelimelerin netliği azalır. Erkek seslerini kadın seslerinden daha rahat duyma hissi de bu yüzden ortaya çıkabilir. İşitme kaybına sıklıkla tinnitus yani kulak çınlaması eşlik edebilir. Çınlama; zil sesi, uğultu, vızıltı veya sürekli bir hum şeklinde hissedilebilir. Araştırmalar bunun, hasar gören işitme hücreleri ve beynin ses merkezindeki anormal aktiviteyle ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Stres, kafein, nikotin ve alkol bazı kişilerde çınlamayı daha belirgin hale getirebilir. Yaşa bağlı işitme kaybı genellikle yavaş ilerler. Ancak şu durumlar normal kabul edilmez:
Bir gecede ani işitme kaybı
Kulaktan kan gelmesi
Şiddetli baş dönmesi ve kusma
Ayakta duramayacak kadar denge kaybı
Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerekir.
İşitme kaybı yalnızca yaşlanmanın sonucu değildir. Riski artırabilen birçok faktör bulunur.
En sık görülen nedenler:
Uzun süre yüksek sese maruz kalmak
Kulak travmaları
Bazı güçlü antibiyotikler
Kemoterapi ilaçları
Tekrarlayan kulak enfeksiyonları
Bunun yanında diyabet, kalp-damar hastalıkları, kronik böbrek hastalığı ve artrit de işitme kaybı riskini yükseltebilir. Dr. Hogan’a göre en büyük sorun sesin azalması değil, iletişimin zorlaşmasıdır.
İşitme güçlüğü yaşayan kişiler zamanla:
Kalabalık ortamlardan kaçınabilir.
Toplantılarda sessiz kalabilir.
Sosyal etkinliklere gitmek istemeyebilir.
Yanlış duyma nedeniyle kaygı yaşayabilir.
Üstelik beyin eksik kalan kelimeleri sürekli tamamlamaya çalıştığı için gün sonunda normalden çok daha fazla zihinsel yorgunluk oluşabilir. Çoğu zaman işitme kaybını ilk fark eden kişi, hastanın kendisi olmaz. Aile üyeleri “Son zamanlarda daha az duyuyorsun” demeye başladıysa bu önemli bir işaret olabilir.
İşitme değerlendirmesinde odyologlar:
Düşük ve yüksek frekanslı sesleri ölçer.
Kulaklıkla işitme testi yapar.
Kemik iletim testiyle sorunun iç kulakta mı orta kulakta mı olduğunu belirler. Konuşmaları ne kadar net ayırt edebildiğinizi değerlendirir. Bu sonuçlar tedavi yöntemini belirlemek açısından büyük önem taşır.
Hafif işitme kaybında önce iletişim alışkanlıkları değiştirilebilir.
Uzmanların önerileri:
Konuşurken birbirinize bakın.
Televizyon yerine ortam gürültüsünü azaltın.
Mutfakta aynı anda çalışan cihazları kapatın.
Sesi yükseltmek yerine tiz ayarını artırmayı deneyin.
Ancak konuşmaları anlamakta sürekli zorlanıyorsanız işitme cihazı yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir. Günümüz işitme cihazları yalnızca sesi yükseltmiyor. Çoklu mikrofon sistemleri sayesinde ön taraftaki konuşmaları öne çıkarırken arka plandaki gürültüyü azaltabiliyor. Ayrıca hafif ve orta düzey işitme kaybı yaşayan bazı kişiler için AirPods Pro’nun ikinci ve üçüncü nesil modelleri de kişiselleştirilmiş işitme desteği sunabiliyor. Akıllı gözlüklerdeki canlı altyazı teknolojileri ise konuşmaları gerçek zamanlı olarak yazıya dökebiliyor. Bugünkü bilimsel verilere göre iç kulaktaki hasar gören tüylü hücreler geri kazanılamıyor. Araştırmacılar yeni hücreler üretmeyi başarsa da bunları işitme sinirine bağlayacak tedaviler henüz geliştirilmiş değil. Bu nedenle en etkili yaklaşım, işitme kaybını erken fark etmek ve mevcut işitmeyi korumak olarak görülüyor.
Kulaklık sesini çevrenizdekilerin duyacağı kadar açmayın.
Konser ve yüksek sesli etkinliklerde kulak tıkacı kullanın.
Gereksiz gürültü maruziyetini azaltın.
Kullandığınız ilaçların olası kulak yan etkilerini okuyun.
Diyabet ve kalp sağlığınızı kontrol altında tutun.
Dr. Hogan, işitme cihazı kullanmaktan çekinenlere ise şu mesajı veriyor: “Çoğu zaman insanlar işitme cihazını değil, işitme kaybını fark eder. Doğru tedavi yalnızca daha iyi duymanızı değil, yeniden sosyal hayata katılmanızı da sağlar.”