Mutluluğun Şehri

· Seyehat Ekibi
Karadağ'ın Adriyatik kıyısındaki surlarla çevrili Kotor, tarih, doğa ve huzuru aynı potada buluşturan nadir şehirlerden biridir.
UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan bu büyüleyici liman kenti, son yıllarda Avrupa'nın en mutlu destinasyonları arasında gösteriliyor.
Dar taş sokakları, deniz ürünleriyle ünlü restoranları ve masmavi körfeziyle Kotor, yavaş yaşamın en güzel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Karadağlılar, Akdeniz'in en rahat yaşayan insanları olduklarını söylemekten büyük keyif alıyor. Ülkede nesilden nesile aktarılan mizahi "Karadağlı'nın 10 Emri" bile bu kültürü yansıtıyor. Bu esprili öğütler arasında "Çalışmak istersen otur, geçer" ve "Dinlenen birini görürsen ona yardım et" gibi cümleler bulunuyor. Mizahın ardındaki ortak düşünce ise hayatın tadını çıkarmak ve acele etmemek. Kotor'un geçmişi İlliryalılara kadar uzanıyor. Daha sonra Roma ve Bizans egemenliğine giren kent, bugünkü mimari kimliğini büyük ölçüde yaklaşık 400 yıl süren Venedik döneminde kazandı. Romanesk kiliseler, Gotik saraylar, Barok meydanlar ve yüksek savunma surları bugün hâlâ Eski Kent'in karakterini oluşturuyor. Taş döşeli dar sokaklarda dolaşırken adeta Orta Çağ'a yolculuk yapıyorsunuz.
Kotor'a tekneyle yaklaşmak, şehrin en etkileyici manzaralarından birini sunuyor. Güneş dağların ardından yükselirken körfezin suları gümüş gibi parlıyor. Kıyı boyunca uzanan taş balıkçı evleri, Perast'ın zarif Barok yapıları ve küçük ada kilisesi yolculuğu adeta kartpostal görünümüne dönüştürüyor. Uzakta ise Lovćen Dağı'nın eteklerinde yükselen Kotor surları tüm ihtişamıyla beliriyor. Şehir surlarının hemen dışında kurulan yerel pazarda zeytin, bal, incir, ev yapımı şaraplar ve taze sebzeler satılıyor. Burası turistlerden çok yerel üreticilerin buluşma noktası olmayı sürdürüyor. Dubrovnik'e kuş uçuşu yaklaşık 60 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen Kotor, kitlesel turizmin gölgesinde kimliğini korumayı başarıyor. Sokaklarda turistlerle birlikte günlük hayatına devam eden Kotorlular şehrin en doğal parçasıdır. Eski Kent'in ana girişi olan Deniz Kapısı'nın üzerinde Venedik'in simgesi aslan figürü yer alıyor. İçeri girildiğinde ziyaretçileri hafif eğik saat kulesi ve Venedik döneminde suçluların teşhir edildiği Utanç Sütunu karşılıyor.
1667 yılında dikilen büyük siyah kavak ağacının gölgesindeki kafeler, şehir merkezinin en huzurlu köşelerinden biri. Burada Kotor'un meşhur tatlısı krempitayı denemek de neredeyse bir gelenek. Kotor denildiğinde akla gelen ilk simgelerden biri de sokak kedileri. Rivayete göre bu kedilerin ataları, Venedikli denizcilerin gemilerindeki fare avcılarıydı. Kentteki Kedi Müzesi yalnızca ilginç objeler sergilemiyor. Müze aynı zamanda sokak kedilerinin bakımına ve beslenmesine maddi destek sağlıyor. Ahşap Meydanı'ndan başlayan sur yürüyüşü, Kotor'un en popüler rotası. Aziz Yuhanna Kalesi'ne ulaşmak için yaklaşık 1.350 basamak çıkılıyor. Yol boyunca Kayalıklar Meryem Ana Kilisesi kısa bir mola noktası sunuyor. Zirveye ulaşıldığında ise Kotor Körfezi ve kiremit çatılı Eski Kent ayaklarınızın altında uzanıyor.

1166 yılında kutsanan Aziz Trifon Katedrali, Adriyatik kıyısındaki en önemli Romanesk ibadet yapılarından biri kabul ediliyor. Katedralde 15. yüzyıldan kalma altın yaldızlı mihrap ile kırmızı mermer sütunlar üzerine oturan Romanesk-Gotik ciborium öne çıkıyor. Üst teras ise Eski Kent'in çatılarını panoramik olarak izleme fırsatı veriyor. Gurdić Kapısı'ndan sonra kısa bir taksi yolculuğuyla Kotor-Lovćen Teleferiği'nin alt istasyonuna ulaşılabiliyor. Teleferik yaklaşık 1.300 metrelik yükseltiyi yalnızca 11 dakikada tamamlıyor. Zirvede Adriyatik ufkuna doğru batan güneşi izlerken Kotor'un neden Avrupa'nın en mutlu şehirlerinden biri olarak gösterildiğini anlamak oldukça kolaylaşıyor. Eski Kent'in kuzey kapısındaki bu balık restoranı, sade ama kaliteli ızgara balıkları ve deniz ürünleriyle tanınıyor. Perast yakınındaki aile işletmesi restoran, denizden çıkarılan istiridye ve midyeleri dakikalar içinde sofraya getiriyor. Özellikle uzun öğle yemekleri için öneriliyor.
Marina manzaralı şık restoran, Akdeniz mutfağını yerel deniz ürünleri ve zengin şarap seçenekleriyle buluşturuyor. Kahvaltı, kruvasan, börek ve meşhur Kotor krempitasını tatmak isteyenler için Eski Kent'in en sevilen küçük fırınlarından biridir. Canlı caz, blues ve akustik performanslara ev sahipliği yapan samimi bir mekân olarak öne çıkıyor. Gündüz sanat dolu bir kafe, gece ise kokteylleri ve müziğiyle Eski Kent'in en hareketli buluşma noktalarından biri haline geliyor. Kotor'un tarihi merkezi geceleri oldukça hareketli ve gürültülü olabiliyor. Bu nedenle deneyimli gezginler, körfez kıyısındaki otelleri tercih ediyor. Özel plajı, havuzları ve spa olanaklarıyla resort konforu sunuyor. Restore edilmiş tarihi taş bir sarayda hizmet veren butik otel, sıcak atmosferi ve kişisel misafirperverliğiyle dikkat çekiyor. Orahovac'ta yer alan bu beş yıldızlı butik otel, deniz kıyısındaki odaları sayesinde hem Kotor'u hem de Perast'ı keşfetmek için ideal bir konum sağlıyor.