Yeniliklerin Etkisi
mehmet
mehmet
| 14-08-2026
Araç Ekibi · Araç Ekibi
Avrupa Birliği’nin yeni araç güvenliği kuralları, sürücülerin otomobilleriyle olan ilişkisini önemli ölçüde değiştiriyor.
7 Temmuz 2026’dan itibaren AB’de yeni tescil edilen tüm otomobil ve hafif ticari araçlarda, Gelişmiş Sürücü Dikkat Uyarısı (ADDW) sistemi kapsamında sürücüye dönük bir iç kamera bulunması gerekiyor.
Düzenlemenin temel amacı dikkat dağınıklığı ve yorgunluk kaynaklı kazaları azaltmak. Ancak araçların sürücüyü sürekli izlemesini mümkün kılan bu teknoloji, güvenliğin yanı sıra mahremiyet konusunda da yeni tartışmaları beraberinde getiriyor.

Sürücünün gözleri takip edilecek

Yeni uygulama, AB’nin daha geniş kapsamlı Genel Güvenlik Yönetmeliği çerçevesinin bir parçası. Bu, araç içindeki davranışların özel kabul edildiği yaklaşık 125 yıllık dönemin önemli ölçüde değişmesi anlamına geliyor. İlk aşamada araçlar, sürücünün göz hareketlerini, baş pozisyonunu ve dikkat seviyesini gerçek zamanlı olarak takip edecek. Sistemin merkezinde ise direksiyon kolonuna veya gösterge panelinin yakınına yerleştirilen kızılötesi bir kamera bulunuyor. Kamera, sürücünün yüzünü ve özellikle gözlerini izliyor. Bakış yönü ve göz kırpma hareketleri analiz edilerek sürücünün yola ne kadar dikkat ettiği değerlendiriliyor. Örneğin sürücü cep telefonuna uzun süre bakarsa sistem dikkat dağınıklığı tespit edebiliyor. İlk olarak görsel bir uyarı devreye giriyor. Sürücü tepki vermezse uyarı, sesli veya titreşimli bir bildirime dönüşebiliyor.
Yeniliklerin Etkisi

Şimdilik otomatik fren yok

ADDW sisteminin ilk nesli, sürücünün uyanıklığını araç sistemleri üzerinden değerlendirmek ve gerektiğinde onu uyarmakla sınırlıdır. Yasanın mevcut hali, yalnızca dikkat dağınıklığı nedeniyle otomatik frenleme, şeritte tutma müdahalesi veya aracın zorla durdurulmasını zorunlu kılmıyor. Bununla birlikte adaptif hız sabitleme gibi bazı gelişmiş sürüş destek sistemlerinde benzer müdahale özellikleri zaten bulunuyor.
Uyarılar görsel ve işitsel olarak giderek daha belirgin hale gelebiliyor. Ancak ADDW sistemi tamamen devre dışı bırakılamıyor. Bazı üreticiler uyarıların geçici olarak susturulmasına izin verse de yasa gereği sistemin her motor çalıştırma döngüsünde yeniden etkinleşmesi gerekiyor.
Bu durum sürücülerin tepkisini de beraberinde getiriyor. Erken kullanıcı testleri ve tüketici araştırmaları, birçok sürücünün güvenlik sistemlerini müdahaleci bulduğu için kapatmaya veya etkisini azaltmaya çalıştığını göstermişti. Bu nedenle Euro NCAP’in, yanlış alarm verme eğilimi yüksek sistemleri daha fazla cezalandırması yönünde baskı bulunuyor.

Kameralar sürücüyü tanımayacak

Mahremiyet konusunda endişe duyanlar açısından sistemin önemli bir özelliği, kameraların kızılötesi teknoloji kullanması. Aktif kızılötesi aydınlatma, insan gözü tarafından neredeyse fark edilmiyor ve kameranın hem gündüz hem de gece çalışmasını sağlıyor. Mevzuata göre ADDW tarafından toplanan kamera verilerinin araç içinde, kapalı bir sistem üzerinden işlenmesi gerekiyor. Verilerin üçüncü taraflara gönderilmemesi ve biyometrik kimlik tespiti yapılmaması şart. Yani sistemin amacı sürücünün kim olduğunu belirlemek değil, sürücünün dikkat durumunu değerlendirmek. Ayrıca tüm verilerin işlendikten sonra derhal silinmesi gerekiyor.
Bu yönüyle sistem, Tesla’nın park halindeki araçları güvenlik amacıyla izleyen Sentry Mode özelliğinden oldukça farklı. Sentry Mode görünür ışık kameralarıyla görüntü kaydedebiliyor ve video kliplerini araçta bulunan USB sürücüsü veya SSD’ye saklayabiliyor. Avrupa’daki ADDW düzenlemesi de kameraların daha geniş çaplı gözetim, ticari profilleme veya kolluk kuvvetlerinin gelişigüzel veri toplaması amacıyla kullanılmasını açıkça engelliyor.

Asıl endişe gelecekte ne olacağı

Ancak mevcut sistemin sınırları, mahremiyet tartışmalarını tamamen ortadan kaldırmıyor. Yeni otomobillerin tamamında sürücüyü izleyebilecek kızılötesi kamera donanımının bulunması, gelecekte bu donanımın farklı amaçlarla kullanılmasının önünü açabilir. Bunun için donanımı yeniden kurmak yerine yazılım değişiklikleri ve ek bir depolama sistemi yeterli olabilir. Sigorta şirketleri, filo işletmeleri ve devlet kurumlarının sürüş güvenliği verilerini davranış puanlamasına dönüştürme konusunda güçlü ekonomik ve idari motivasyonları bulunuyor. Üstelik modern araçların büyük bölümü uzaktan bağlantı ve bulut hizmetleriyle birlikte geliyor. Bu da gelecekte araçlardan veri aktarılmasını teknik açıdan daha kolay hale getirebilir. Bir diğer endişe ise sistemin zamanla genişletilmesi. Mevcut ADDW kuralları görsel, sesli ve titreşimli uyarılara odaklanıyor. Ancak üreticiler veya yasalar ileride direksiyon ve fren sistemlerine fiziksel müdahaleyi de bu teknolojiye ekleyebilir. Bu nedenle “amaç genişlemesi”, yani başlangıçta güvenlik için tasarlanan bir sistemin zaman içinde daha kapsamlı gözetim ve müdahale aracına dönüşmesi, en önemli tartışma başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.

ABD’deki sürücüler de dikkat etmeli

Avrupa’da kullanılan teknoloji, ABD’deki otomobiller için de önemli bir emsal oluşturabilir. Çünkü kızılötesi kamera donanımı ve ilgili yazılım Avrupa’daki araç mimarisine zaten entegre edilmiş durumda.
Otomobil üreticileri aynı teknolojiyi ABD pazarına taşımak isterse maliyet farkı oldukça düşük olabilir. Üreticiler farklı bölgeler için tamamen farklı elektrik ve elektronik mimarileri geliştirmekten genellikle kaçınıyor. ABD’de düzenleyicilerin dikkat dağınıklığı ve sürücü yorgunluğu konusundaki endişeleri de artarken, Avrupa’daki uygulamadan ABD’deki gelecekteki düzenlemelere uzanan bir bağlantı kurulması mümkün görünüyor. Özellikle otomobillerin iç mekanları giderek daha dijital hale gelirken ve sürüş destek sistemleri daha yetenekli hale gelirken, sürücüyü izleyen kameralar bu teknolojilerin karşılığında yeni bir güvenlik katmanı olarak sunulabilir.
Yeniliklerin Etkisi

Güvenlik mi, gözetim mi?

Amerikalı sürücüler için asıl soru, araç içi kameraların gelip gelmeyeceğinden çok hangi amaçla kullanılacağı olabilir. Teknoloji yalnızca dikkat dağınıklığını ve yorgunluğu tespit eden bir güvenlik sistemi olarak kalabilir. Ancak aynı altyapının gelecekte sürüş davranışlarını kaydetmek, puanlamak veya başka amaçlarla değerlendirmek için kullanılması da mümkün. Avrupa’nın attığı adım, otomobillerde sürücü izleme döneminin kapısını şimdiden açmış durumda. Bundan sonraki tartışma ise bu kameraların güvenliği artıran bir yardımcı mı, yoksa otomobil içinde yeni bir gözetim çağının başlangıcı mı olacağı üzerine şekillenecek.