Doğa Ve İnsan

· Eğlence Ekibi
Game Freak’in kıyamet sonrası dünyası, insanlığın doğayı ve kendi yaşam alanını nasıl tükettiğine dair güçlü göndermeler yapıyor.
Ancak oyun, oyuncuya yardımcı olma konusunda zaman zaman gereğinden fazla ileri gidiyor.
PC, Xbox ve PlayStation 5 platformlarında yayınlanan Beast of Reincarnation, Pokémon serisinin arkasındaki stüdyo Game Freak’in alışılmış çizgisinden oldukça farklı bir yapım.
Aksiyon RPG türündeki oyun, kıyamet sonrası Japonya’da geçiyor. Sekiro: Shadows Die Twice, Final Fantasy VII Remake ve NieR: Automata gibi oyunlardan ilham alan yapımda, dışlanmış bir savaşçı olan Emma’yı kontrol ediyoruz. Emma’ya yolculuğu boyunca sadık köpeği Koo eşlik ediyor. İkilinin amacı, oyuna adını veren yaratığı yenmek. Ancak bu yolculuk yalnızca bir düşmanı ortadan kaldırma hikâyesinden ibaret değil. Çökmekte olan dünya, insanlığın kendi elleriyle yarattığı yıkımın olası bir geleceğine dair karanlık bir tablo çiziyor.
Soulslike değil ama benziyor
Game Freak, Beast of Reincarnation’ı Soulslike olarak tanımlamıyor. Yine de FromSoftware’in Dark Souls serisiyle başlayan türün pek çok özelliği oyunda kendini gösteriyor.
Zorlu çatışmalar, sık karşılaşılan boss savaşları ve bölgelerin dört bir yanına yerleştirilmiş kamp alanları bu benzerliklerin başında geliyor.
Oyunun yönetmeni Kota Furushima’nın Famitsu’ya yaptığı açıklamalara göre ekip, oyunun aksiyon oyunlarında çok başarılı olmayan oyuncular için bile keyifli olmasını hedeflemiş. Bu yaklaşım daha oyunun başında kendisini gösteriyor. Oyuncular doğrudan zorluk seviyesini seçebiliyor. Oyunu yaklaşık 20 saat normal zorlukta oynadığım süre boyunca özellikle başlangıçta birçok kez yeniden denemem gerekti. Ancak zaman ilerledikçe oyunun mekaniklerinin kazanmanızı ne kadar çok istediği fark ediliyor. Bu durum zaman zaman yardımcı olmaktan çıkıp oyuncunun elinden tutan bir tasarıma dönüşüyor.
Koo adeta yürüyen bir rehber
Bunun en belirgin örneği Emma’nın köpeği Koo. Koo, savaşlarda Emma için son derece değerli bir yardımcı. Fakat aynı zamanda dört ayaklı bir ansiklopedi gibi davranıyor. Yakındaki düşmanları, değerli malzemeleri, sandıkları ve karakterleri daha oyuncu onları göremeden tespit edebiliyor. Keşif yapmak oyunda teşvik edilse ve çoğu zaman ödüllendirilse de Koo’nun yetenekleri keşif hissini ciddi ölçüde azaltıyor. Yerdeki bir eşyayı toplamayı unutsanız bile sorun değil. Koo çoğu zaman siz arkanızı dönmeden önce eşyayı alıp getiriyor.
Her şey fazla kolaylaştırılmış
Oyunun sadeleştirme anlayışı yalnızca keşifle sınırlı değil. Emma ve Koo’nun açılabilecek çok sayıda yeteneğe sahip kapsamlı beceri ağaçları bulunuyor. İlerledikçe ikili giderek daha güçlü bir savaş makinesine dönüşüyor. Bunun yanında yemek pişirme ve kaynak toplama gibi mekanikler de büyük ölçüde arka planda otomatik şekilde gerçekleşiyor. Siz savaşırken sistem birçok işi kendisi hallediyor. Haritalarda çok sayıda kamp alanı bulunuyor ve bunların yakınında genellikle bir tüccar yer alıyor. Yenildiğinizde bu kamplara dönmenin de ciddi bir bedeli yok. Öldükten sonra neredeyse hiçbir şey kaybetmeden yeniden hazırlanıp mücadeleye dönebiliyorsunuz. Hatta önceki denemeden üzerinizde kalan kan bile hâlâ dururken yeni bir savaşa girmek mümkündür.
Emma’nın boşluğu oyuna yansıyor
Bu tasarım tercihleri, aslında Emma’nın karakteriyle ilginç bir şekilde örtüşüyor. Emma, tasarım gereği anılarından ve duygularından yoksun bir karakter. Karşılaştığı ve “golem” olarak adlandırılan robotların yaşadığı acıyı ve üzüntüyü başlangıçta anlamıyor. Bu golem'lerin içinde insan ruhları bulunuyor. Tek bir amaca hizmet etmek üzere tasarlanmış makinelerin içine hapsedilen bu ruhlar, sistemleri kapanana kadar varlıklarını sürdürüyor. Emma, çevresindeki karakterlerden duyguların ne anlama geldiğini ve insanların onları harekete geçiren şeyleri öğrenmeye başladıkça dünyadaki kendi amacı da sorgulanmaya başlıyor. Ancak ilginç şekilde Emma’ya da oyuncuya da başka bir alternatif sunulmuyor.
Şiddetin döngüsü tekrarlanıyor
Oyunun ikinci yarısında anlamsız şiddet döngüsü daha belirgin hale geliyor. Düşmanların ve boss savaşlarının önemli bir bölümü yeniden karşımıza çıkıyor. Daha önce aştığımız engellerin tekrar sunulması, bir anlamda oyuncuyu rahatlatma ve tanıdık mekaniklerle ilerletme çabası gibi hissettiriyor. Neredeyse her mekanik, ihtiyaç duyduğunuz şeyi tam ihtiyaç duyduğunuz anda önünüze getiriyor. Bu durum oyunun zorluğunu tamamen ortadan kaldırmasa da keşif, risk alma ve başarısızlığın sonuçları gibi unsurların etkisini azaltıyor.
Gerçek dünyadan karanlık izler
Boss alanlarından birine yaklaştığınızda çevredeki atmosfer değişmeye başlıyor. Bitki örtüsü dönüşüyor, gökyüzü turuncuya bürünüyor ve bulutlar güneş ışığını kapatıyor. Ortaya çıkan manzara oldukça etkileyici. Aynı zamanda gerçek dünyadaki gelişmeleri hatırlatan rahatsız edici bir görüntü sunuyor. Kuzey Amerika ve Kanada’da orman yangınlarının hava kalitesini etkilemesi ve yarattıkları zararın hâlâ tam olarak hesaplanamaması, oyunun atmosferiyle dikkat çekici bir paralellik oluşturuyor. Golemlerin kökenlerini öğrenirken ortaya çıkan fikirler de benzer bir kaygı yaratıyor. Yaklaşan bir felaket karşısında insan ruhlarının dijitalleştirilmesi fikri, günümüzde teknolojiyle kurduğumuz ilişkinin giderek daha tartışmalı hale gelmesini çağrıştırıyor. Oyun; yaratıcılığımızı, duygularımızı ve özerkliğimizi makinelere bırakmaya teşvik edildiğimiz, algoritmaların bizi karar vericilerin eylemleri ve eylemsizlikleri karşısındaki gerçeklerden uzaklaştırabildiği bir döneme çeşitli göndermeler yapıyor.
Bu nedenle Beast of Reincarnation’ın kıyamet sonrası dünyası tamamen hayali hissettirmiyor. Tam tersine, insan kaynaklı felaketlerin olası sonuçlarını bugünün gerçekliği üzerinden düşündürüyor.
Yıkımın ortasında bir çiçek
Emma her boss’u yendiğinde onun gücünü elde ediyor. Bu güç, Emma’nın örgülü saçlarına eklenen bir çiçekle temsil ediliyor. Savaş sırasında bu güç kullanıldığında ise havada adeta yoktan bir çiçek demeti oluşuyor. Burada oldukça güçlü bir ironi var. Dünya aktif biçimde erirken, Emma renkleri ve yaşamı yeniden ortaya çıkarmak için bir kılıç kullanıyor.
Beast of Reincarnation, çatışma ve yas üzerine kurulmasına rağmen nihilist bir sonuca ulaşmıyor. Aksine, elinde kalan son enerjiyi küçük de olsa bir umut ışığı yaratmak için kullanıyor. Tıpkı savaşlarla harap edilmiş bomboş bir arazide açan tek bir çiçek gibi.
Beast of Reincarnation çıktı
Beast of Reincarnation şu anda PC, Xbox ve PlayStation 5 için oynanabiliyor.