Sessiz Dostlar
mustafa
mustafa
| 14-08-2026
Hayvan Ekibi · Hayvan Ekibi
Köpeklerin güçlü koku duyusu, Güney Afrika’nın Karoo bölgesinde araştırılması son derece zor olan türlerin izini sürmek ve korunmalarına yardımcı olmak için kullanılıyor.

Köpekler bilim insanlarının yardımcısı oldu

Güney Afrika’nın Karoo bölgesindeki bodur çalılıklarla kaplı arazilerde Michelle Marie Schroeder oldukça sıra dışı bir şey arıyor: hayvan dışkısı.
Özellikle kara ayaklı kedileri araştıran koruma biyoloğu, bu küçük ve nadir kedilerin dışkısını bulmak için iki Alman Kısa Tüylü Pointer’dan yardım alıyor. Lyka ve Sebala isimli köpekler, kedilerin dışkısını kokusundan tespit etmek üzere özel olarak eğitildi. Köpeklerden biri örnek bulduğunda yere uzanıp hareketsiz kalarak Schroeder’e haber veriyor. Canines for African Nature adlı kâr amacı gütmeyen kuruluşla çalışan Schroeder, kendi başına bir yıldan uzun sürede yalnızca dört dışkı örneği bulabilmişti. 10 yaşındaki Lyka ise yalnızca birkaç ay içinde yüzlerce örnek tespit etti. Bu sayede bilim insanları, Felis nigripes olarak bilinen kara ayaklı kedileri hayvana müdahale etmeden genetik olarak takip edebiliyor. Schroeder, köpeklerin yardımı olmadan bulduğu örneklerin yüzde 90’ından fazlasına ulaşamayacağını belirtiyor. Ayrıca dışkıların diğer küçük etçil hayvanlara ait örneklerden ayırt edilmesinin de oldukça zor olduğunu söylüyor.
Sessiz Dostlar

Kara ayaklı kedinin izinde

Cape Town Üniversitesi’ndeki Institute for Communities and Wildlife in Africa’da araştırmacı olan Hal Brindley de bu küçük ve gizemli yırtıcıları inceliyor. Kara ayaklı kedileri tuzak kurma ve tasmayla takip etme gibi müdahaleci yöntemlere başvurmadan araştırmanın son derece zor olduğunu belirten Brindley, kamera tuzaklarının da çoğu zaman etkisiz kaldığını ifade ediyor. Dışkı tespiti ise hayvana doğrudan müdahale etmeden araştırma yapma fırsatı sunuyor. Ancak kara ayaklı kediler bu yöntemde bile araştırmacıları zorluyor. Diğer etçil hayvanlar genellikle bölgelerini işaretlemek için dışkılarını patikalara veya yüksek noktalara bırakırken, F. nigripes dışkısını neredeyse rastgele yerlere bırakıyor. Bir karıncayiyen yuvasının içinde, çalıların altında veya fark edilmesi zor başka noktalarda bulunan örnekler, araştırmacılar için adeta sürpriz niteliğinde. Schroeder’in deyimiyle her dışkı örneği beklenmedik bir keşif anlamına geliyor ve bu nedenle araştırmacı büyük ölçüde köpeklere bağımlıdır.

Bir parça dışkı çok şey anlatıyor

İyi durumda bulunan küçük bir dışkı örneği bile araştırmacıların hayvanın cinsiyetini belirlemesine, bazı durumlarda ise belirli bir kediyi diğerlerinden ayırmasına olanak tanıyor. Yeterli sayıda örnek toplandığında bilim insanları bir bölgede kaç kara ayaklı kedinin yaşadığını tahmin edebiliyor. Ayrıca farklı bireylerin ve popülasyonların genetik açıdan birbirleriyle ne kadar bağlantılı olduğu da anlaşılabiliyor. Laboratuvar analizleri sayesinde kedilerin neyle beslendiği ve hangi bağırsak parazitlerini taşıdığı konusunda da bilgi edinilmeye başlanmış durumda.
Schroeder, dışkıları “küçük genetik veri hazineleri” olarak tanımlıyor.
Şimdiye kadarki sonuçlar da umut verici. Namibya ve Güney Afrika’da yaklaşık 700 kilometre uzaklıkta bulunan iki bölgeden alınan örneklerin incelenmesi, türün genetik çeşitliliğinin görece sağlıklı seviyelerde olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar Karoo’nun bu bölümündeki popülasyonlar arasında çok az genetik farklılaşma tespit etti. Bu durum, kara ayaklı kedilerin hâlâ yarı kurak coğrafyada hareket ederek farklı popülasyonlarla gen alışverişi yapabildiğine işaret ediyor. Ancak Karoo’nun tamamı henüz araştırılmış değil. İnsan faaliyetlerinin daha yoğun olduğu ve hayvan popülasyonlarının birbirinden daha fazla izole olabileceği bölgelerde aynı durumun geçerli olup olmadığı bilinmiyor.

Pangolinler için yeni yöntem

Lyka ve Sebala’nın kara ayaklı kedileri bulmadaki başarısı, Schroeder’i başka bir zor hedefe yöneltti: Temminck pangolini. Kamuflaj yeteneği ve gece aktif olması nedeniyle gözlemlenmesi oldukça zor olan bu tür için pilot bir proje başlatıldı. Amaç, pangolin dışkısından genetik materyal elde ederek coğrafi konum bilgileriyle ilişkilendirilmiş bir DNA veri tabanı oluşturmaktı. Böyle bir veri tabanı, yasa dışı ticaret operasyonlarında ele geçirilen pangolin pullarının hangi bölgeden geldiğinin belirlenmesine yardımcı olabilirdi. Ancak pangolinlerin dışkıları yeni bir sorun yaratıyordu. Çoğunlukla termit ve kumdan oluşan dışkılar, etçil hayvanların dışkılarının aksine çok hızlı parçalanıyor. Özellikle kuru ortamlarda bir veya iki gün içinde tamamen ortadan kaybolabiliyor. Üstelik pangolinler günde yalnızca bir kez dışkıladığı için araştırmacıların kullanabileceği örnek sayısı da son derece sınırlıdır.

Köpekler beslenme alanlarını buldu

Schroeder bunun üzerine farklı bir yöntem geliştirdi. Köpekler doğrudan dışkı aramak yerine pangolinlerin beslenme alanlarını bulmak üzere eğitildi. Pangolinler toprağı kazarken geride güçlü bir koku bırakıyor. Köpekler bu kokuyu takip ederek beslenme noktalarını tespit ediyor. Araştırmacılar da bu alanlarda dışkı ve hayvanların bıraktığı diğer biyolojik kalıntılardan taze DNA örnekleri toplayabiliyor. Pangolinlerin kendilerini koruma yöntemi de bu çalışmanın neden önemli olduğunu gösteriyor. Tehdit altında kaldıklarında pullarıyla kaplı vücutlarını top gibi yuvarlayarak kendilerini koruyorlar.
Bu savunma yöntemi sırtlanlar gibi yırtıcılara karşı etkili olsa da insanlara karşı onları daha kolay yakalanabilir hale getiriyor.
Hatta birçok avcının pangolinleri bulmak için köpek kullandığı düşünülüyor. Schroeder’in çalışması ise aynı yeteneği bu kez türün korunması amacıyla kullanmayı hedefliyor. Ancak pangolin projesi, beklenen finansmanın sağlanamaması nedeniyle Eylül 2025’te durduruldu. Köpekler zaten eğitilmiş olmasına rağmen Schroeder, saha çalışmalarını ve laboratuvar analizlerini yeniden başlatmak için henüz alternatif finansman bulamadı.

Nadir türler için yeni umut

Tespit köpekleri yalnızca kara ayaklı kediler ve pangolinler için kullanılmıyor. Limpopo eyaletinde faaliyet gösteren Green Dogs Conservation kuruluşunun yöneticisi Rox Brummer, köpekleri çok çeşitli koruma çalışmalarında eğitiyor. Bu çalışmalar arasında yabani çitaları çiftlik hayvanlarından uzak tutmak ve nesli tehlike altındaki nehir tavşanlarının yaşadığı bölgeleri araştırmak da bulunuyor. Brummer’e göre köpeklerin önemli bir avantajı, önyargısız olmalarıdır. Araştırmacılar hayvanların nerede bulunabileceğine ilişkin varsayımlarla yola çıkarken köpekler yalnızca kokuyu takip ediyor. Bu da beklenmedik alanların ve davranış modellerinin keşfedilmesini sağlayabiliyor. Canines for Nature kuruluşunda çalışan ekolog Aliénor Brassine de kamera tuzaklarını tespit köpekleriyle birlikte kullanarak Karoo’da nehir tavşanlarının izini sürdü. Farklı yöntemlerin bir arada kullanılmasının sonuçları iyileştirdiğini belirten Brassine, rüzgâr enerjisi projeleri için önerilen bazı bölgelerde nehir tavşanlarının bulunduğunun doğrulanmasının kritik yaşam alanlarının belirlenmesine yardımcı olduğunu söylüyor. Bu kanıtlar, türün kullandığı hassas habitatlara zarar verebilecek bazı projelerin önlenmesinde de etkili oldu.
Sessiz Dostlar

Afrika’da hâlâ yeterince kullanılmıyor

Araştırmacılar, tespit köpeklerinin diğer nesli tehlike altındaki türlerin, istilacı canlıların ve hatta nadir bitkilerin bulunmasında da çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyor. Ancak bu yöntem Afrika’da hâlâ yeterince yaygın değil. Tespit köpeklerinin daha yerleşik bir bilimsel araç haline gelmesi için daha fazla araştırmaya ve özellikle daha fazla finansmana ihtiyaç duyuluyor. Schroeder’in köpeklerle yürüttüğü çalışma Panthera ve Black-footed Cat Working Group tarafından desteklendi. Ancak saha araştırmalarının sürdürülebilmesi için ek finansman gerekiyor.

Onlar sadece çalışma arkadaşı değil

Yoğun saha çalışmaları ve uzun araştırma süreçlerinin ötesinde Schroeder, Brassine ve Brummer ortak bir noktaya dikkat çekiyor: Bu köpekler yalnızca görev yapan hayvanlar veya ekip üyeleri değil.
Aynı zamanda insanların hayatına eşlik eden dostlardır.
Brassine, araştırmalarda kullanılacak köpeklerin top veya bazen frizbiyle oynamaya karşı neredeyse takıntılı bir motivasyona sahip olmasını istediklerini söylüyor. Bu oyun isteği iş için kritik olsa da en az bunun kadar önemli başka bir özellik daha var: Köpeğin iş bittiğinde rahatlayabilmesidir. Yani iyi bir tespit köpeğinin yalnızca doğadaki hayvanları bulmayı değil, gerektiğinde evde sakinleşip insanlarla ve diğer hayvanlarla normal bir yaşam sürmeyi de bilmesi gerekiyor.