Avrupa'nın Sessiz Şehirleri

· Seyehat Ekibi
“İkinci şehir” ne demek?
Avrupa'nın en popüler başkentleri her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor.
Ancak yoğun kalabalıklar, artan turizm vergileri ve ünlü simge yapılar için bitmek bilmeyen kuyruklar, seyahat deneyimini zorlaştırabiliyor.
Bu nedenle son dönemde turistlerin ilgisi, ülkelerin en çok bilinen şehirlerinin dışındaki “ikinci şehirler”e yöneliyor. Bu şehirler yalnızca ülkenin ikinci büyük kenti anlamına gelmiyor; daha genel olarak turistlerin gözünden kaçan, daha az bilinen destinasyonları ifade ediyor. Bu şehirlerde zincir restoranlar yerine aile işletmeleri, büyük müzeler yerine küçük sanat galerileri ve standart turistik noktalar yerine yerel pazarlar öne çıkıyor. Üstelik bunlara çoğu zaman etkileyici doğal manzaralar eşlik ediyor.
Daha az kalabalık olmalarının yanı sıra ikinci şehirler bütçe açısından da avantaj sağlayabiliyor. Konaklama, yemek ve eğlence masrafları popüler başkentlere kıyasla daha düşük olabiliyor.
Split, Hırvatistan
Split, yaklaşık 2 bin yıllık tarihini Adriyatik yaşam tarzıyla birleştiriyor. Şehrin merkezindeki korunmuş Diocletianus Sarayı'nın etkileyici mimarisi, Roma döneminden kalma dar sokaklardan sahil boyunca uzanan yürüyüş yollarına kadar kentin karakterini belirliyor.
Aziz Domnius Katedrali'nin yeniden inşa edilen çan kulesine çıkmak, Split manzarasını yukarıdan görmek isteyenler için kaçırılmaması gereken deneyimlerden biridir.
Hırvatistan'ın sahil kenti aynı zamanda plajlar, bisiklet yolları, spa merkezleri ve sağlık seçenekleriyle tek bir seyahatte farklı deneyimleri bir araya getiriyor.
Cork, İrlanda
İrlanda'nın güneybatısındaki Cork, yürüyerek keşfedilebilen şehir merkezinde pek çok deneyimi bir araya getiriyor. 1788'de kurulan tarihi Cork English Market, yerel ürünleri keşfetmek isteyenlerin uğrak noktalarından. Burada taze balık, şekerlemeler, baharatlar, meyve ve sebzeler bulunuyor.
St Patrick's Street boyunca yürüyerek Fitzgerald's Park'a ulaşabilirsiniz. Parkın hemen yakınında Cork Public Museum da yer alıyor.
Cork aynı zamanda İrlanda'nın güney kıyılarına açılan bir kapı. Renkli liman kasabaları ve Atlantik Okyanusu'nun etkileyici manzaraları, özellikle deniz kayalıkları bölgenin öne çıkan özellikleri arasında.
Graz, Avusturya
Rönesans avluları, sıra dışı mimarisi ve hareketli gastronomi sahnesi Graz'ı Avusturya'nın dikkat çekici şehirlerinden biri haline getiriyor.
1894'ten beri hizmet veren Schloßbergbahn füniküleri, 3,30 avroluk bilet karşılığında şehrin ve özellikle Eski Şehir'in etkileyici manzaralarını sunuyor.
Geleceği çağrıştıran Murinsel ise Mur Nehri üzerinde yüzen bir ada şeklinde tasarlanmış. Yapının içinde bir amfitiyatro ve kafe bulunuyor.
Hamburg, Almanya
Almanya'nın en büyük liman kenti olan Hamburg, denizcilik mirasını canlı bir sokak sanatı kültürüyle birleştiriyor. St Pauli, Schanzenviertel ve Karoviertel gibi mahallelerde çok sayıda duvar resmi ve sanat enstalasyonu görmek mümkün. Hamburg'un gastronomik simgesi ise denizden geliyor.
Balık sandviçi, şehirde mutlaka denenmesi gereken yerel atıştırmalıklardandır. Ringa balığı, uskumru veya yengeç gibi taze deniz ürünleri ekmek arasında servis ediliyor.
Yerel turizm kuruluşu Hamburg Tourismus, bu lezzeti denemek isteyenlere Goedekens Kombüse restoranını öneriyor.
Brno, Çekya
Prag'ın gölgesinde kalan Brno, yürüyerek keşfedilebilen tarihi merkezinde Orta Çağ'dan günümüze uzanan pek çok iz taşıyor. Şehrin altında bulunan gizli geçitler ve yeraltı yapıları da keşfi daha ilginç hale getiriyor.
Špilberk Tepesi'nden şehre bakarken Špilberk Kalesi'ni görebilirsiniz. Brno Şehir Müzesi'ne ev sahipliği yapan kalede konserler, tiyatro gösterileri ve festivaller de düzenleniyor.
Şehrin yeraltında ise labirentler ve tarihi su depoları bulunuyor. Žlutý Kopec Su Depoları'nda düzenlenen geziler, farklı dönemlere ait üç su deposunun tarihini ayrı deneyimlerle ele alıyor.
Ypres, Belçika
Belçika'nın Felemenkçe konuşulan Flandre bölgesindeki Ypres, özellikle Birinci Dünya Savaşı tarihiyle öne çıkıyor.
Yper Müzesi, Ypres ve çevresindeki Westhoek bölgesinin 11 yüzyıllık geçmişini arkeolojik buluntular, haritalar ve el sanatları üzerinden anlatıyor. Müze ayrıca şehir merkezinde eğlenceli bir kedi keşif etkinliği de sunuyor. Bisikletçiler ve yürüyüşçüler ise korunmuş siperlerin, anıtların ve yeşil alanların arasından geçen gelişmiş rota ağından yararlanabiliyor.
Cambridge, İngiltere
Cambridge denince akla öncelikle yüzyıllık üniversitesi geliyor. Ancak şehir, Londra'dan günübirlik ziyaretin ötesinde daha uzun bir keşfi hak ediyor. Şehrin içinden geçen Cam Nehri, ünlü Cambridge kolejlerinin arka bahçelerini ve tarihi yapılarını görmek için ideal bir güzergâh sunuyor. Nehirde geleneksel punt tekneleriyle yapılan sakin geziler özellikle popülerdir.
Bağımsız kitapçılar, müzeler ve geniş yeşil alanlar Cambridge'i yürüyerek keşfetmek isteyenler için de cazip hale getiriyor.
Cumartesi günleri kurulan All Saints Garden pazarı ise sanat eserleri, takılar ve seramik gibi ürünleri incelemek için ziyaret edilebilir.
Selanik, Yunanistan
Bizans kiliseleri, Roma döneminden kalma kalıntılar ve deniz kıyısındaki rahat atmosfer Selanik'in karakterini oluşturuyor. Şehirde Galerius Kemeri, Aristotelous Meydanı ve Selanik Beyaz Kulesi mutlaka görülmesi gereken tarihi noktalar arasında.
Selanik'i keşfederken yerel lezzetlere de zaman ayırmak gerekiyor. Susamlı ekmek halkaları koulouri, milföy benzeri hamur işi bougatsa ve krema dolgulu çıtır trigona şehirde denenebilecek lezzetlerdendir.
Basel, İsviçre
İsviçre'nin Fransa ve Almanya ile buluştuğu noktada yer alan Basel, Avrupa'nın en önemli sanat merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Şehir, 1970 yılında ilk kez düzenlenen ve 90 galeri ile 16 bin ziyaretçiyi ağırlayan Art Basel sanat fuarına ev sahipliği yapıyor. Günümüzde de dünyanın farklı yerlerinden yaratıcı isimleri bir araya getiren önemli bir etkinlik olmayı sürdürüyor.
Kunstmuseum Basel ise 1661'e uzanan geçmişiyle dünyanın en eski halka açık sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Müzenin koleksiyonunda 300 binden fazla eser bulunuyor.
Ren Nehri kıyısındaki konumu sayesinde Basel'den komşu ülkelere ulaşmak da oldukça kolaydır.
Lille, Fransa
Lille'in kendine özgü Flaman mirası, şehrin mimarisinden mutfağına kadar pek çok alanda kendini gösteriyor. Zarif meydanlar, renkli şehir evleri ve hareketli sanat ortamı kentin cazibesini artırıyor. Vieux-Lille'in Arnavut kaldırımlı sokakları, şehri keşfetmek için özellikle keyifli bir rota oluşturuyor. Bu sokaklardan yürüyerek pitoresk Quai du Wault'a ulaşabilirsiniz. Gün batımını izlemek veya gezi sırasında kısa bir mola vermek isteyenler için su kenarındaki bu bölge ideal bir ortam sunuyor.