Zihin ve Cilt İlişkisi

· Yaşam Tarzı Ekibi
Yoğun iş temposu, belirsizlikler ve günlük yaşamın getirdiği baskılar birçok kişide stres ve kaygı seviyesini artırabiliyor.
Uzmanlara göre bu durum yalnızca psikolojik sağlığı etkilemekle kalmıyor, ciltte de çeşitli değişikliklere yol açabiliyor.
Dermatolog Judite Pereira, zihinsel sağlık ile dermatolojik hastalıklar arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtiyor. Bunun temel nedeni ise merkezi sinir sistemi ile cildin embriyonik gelişim sırasında ortak biyolojik kökene sahip olmasıdır.
Cilt, bedenin dış dünya ile kurduğu en önemli bağlantılardan biridir.
Uzmanlara göre cilt, dış çevreden gelen uyaranlara olduğu kadar duygusal durumlara da tepki veren hassas bir organ olarak görev yapıyor.
Stres cildi nasıl etkiliyor?
Yoğun stres ve kaygı dönemlerinde cilt, kısa sürede çeşitli belirtiler gösterebiliyor.
En sık görülen belirtiler şunlardır:
Yüzde kızarıklık
Solgun görünüm
Kaşıntı
Yanma hissi
Rahatsızlık hissi
Terlemede artış
Bu belirtilerin, stres sırasında salgılanan bazı maddelerin ciltteki damarlar üzerinde oluşturduğu aşırı tepkiden kaynaklandığı ifade ediliyor.
Mevcut cilt hastalıkları da kötüleşebilir
Uzmanlar, stres ve kaygının çoğu zaman cilt hastalıklarının doğrudan nedeni olmadığını ancak belirtileri şiddetlendirebildiğini vurguluyor.
Stresin etkileyebileceği rahatsızlıklar arasında şunlar bulunuyor:
Akne
Rozasea (gül hastalığı)
Sedef hastalığı
Atopik dermatit
Vitiligo
Saç dökülmesi (alopesi)
Uçuk
Yoğun kaşıntı
Duygusal yük arttıkça hastalık alevlenebiliyor, hastalığın görünümü de kişinin kaygısını artırarak bir kısır döngü oluşturabiliyor.
Cilt sorunları psikolojiyi de etkiliyor
Cilt, sosyal yaşamda en görünür organlardan biri olduğu için görünümde meydana gelen değişiklikler kişinin özgüvenini önemli ölçüde etkileyebiliyor.
Görünüm kaygısı yaşam kalitesini düşürebilir.
Özellikle kronik cilt hastalıkları yaşayan kişilerde depresyon, kaygı bozukluğu ve düşük benlik algısı daha sık görülebiliyor. Bu durum hem sosyal yaşamı hem de iş hayatını olumsuz etkileyebiliyor.
Psikodermatoloji nedir?
Bu iki yönlü ilişki nedeniyle son yıllarda psikodermatoloji adı verilen disiplin daha fazla önem kazanıyor. Psikodermatoloji; dermatoloji, psikoloji ve psikiyatriyi bir araya getirerek cilt hastalıklarını bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmeyi amaçlıyor.
Amaç yalnızca cildi değil, kişiyi bir bütün olarak tedavi etmektir.
Uzmanlar, tedavinin daha başarılı olabilmesi için psikolojik, sosyal ve biyolojik etkenlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Psikolojik sorunların cilt üzerindeki yansımaları
Bazı ruhsal rahatsızlıklar doğrudan cilt üzerinde davranışsal belirtiler oluşturabiliyor.
Bunlar arasında:
Obsesif kompulsif bozukluğa bağlı cilt yolma davranışları
Saç yolma hastalığı (trikotillomani)
Beden algı bozukluğu
Hastalık geliştirme korkusu
Aşırı bronzlaşma isteği (tanoreksi)
Anoreksiya ve bulimiyaya bağlı cilt değişiklikleri
Özellikle beden algı bozukluğu yaşayan kişiler, ciltlerinde gerçekte fark edilmeyecek düzeyde olan kusurları ciddi problemler olarak algılayabiliyor.
Akne ve rozasea neden daha da kötüleşebilir?
Akne yalnızca fiziksel bir sorun değildir.
Uzmanlara göre akne, stres ve kaygıyla birlikte daha sık alevlenebiliyor. Aynı zamanda aknenin görünümü de kişinin özgüvenini olumsuz etkileyerek depresyon ve anksiyete riskini artırabiliyor. Benzer şekilde rozasea hastalarında güneş ışığı, sıcaklık değişimleri, beslenme alışkanlıkları ve duygusal stres yüz kızarıklığını belirgin şekilde artırabiliyor. Sedef hastalığında ise kronik seyir ve görünür cilt lezyonları sosyal yaşamı ve psikolojik iyilik halini önemli ölçüde etkileyebiliyor.
Hassas ciltler için bakım önerileri
Dermatolog Judite Pereira'ya göre tedavi yalnızca ilaçlardan ibaret olmamalı, doğru cilt bakımı da sürecin önemli bir parçasını oluşturmalı.
Cilt bariyerini güçlendirmek önceliklidir.
Uzmanın önerileri arasında şunlar yer alıyor:
Cildi her gün düzenli olarak nemlendirmek
pH değeri 4,5 ile 5,5 arasında olan nazik temizleyiciler kullanmak
Kolay sürülen hafif dokulu ürünleri tercih etmek
Alkol ve parfüm içermeyen formüller seçmek
Hipoalerjenik ve komedojenik olmayan ürünlere yönelmek
Cildi yatıştırıcı ve iltihap karşıtı içerikler kullanmak
Bu ürünlerin kızarıklık, yanma hissi ve rahatsızlık gibi belirtilerin hafiflemesine yardımcı olabileceği belirtiliyor.
Yaşlanma kaygısı da stres yaratabiliyor
Uzmanlara göre yaşlanma belirtileri de bazı kişilerde kaygıyı artırabiliyor.
Hassas ciltlere uygun içerikler tercih edilmeli.
Bu amaçla glukonolakton, retinaldehit, C vitamini, DMAE ve alfa lipoik asit gibi aktif içeriklerin bulunduğu ürünler öneriliyor. Ancak bu ürünlerin cilt tipine uygun şekilde seçilmesi önem taşıyor.
Zihin ve beden birbirinden ayrı düşünülemez
Uzmanlar, tedaviye rağmen beklenen iyileşmenin görülmediği durumlarda psikolojik, sosyal ve çalışma yaşamına bağlı etkenlerin de değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Sonuç olarak dermatoloji alanında benimsenen biyopsikososyal yaklaşım, cilt sağlığının yalnızca fiziksel faktörlerle açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Beden ve zihin bir bütün olarak değerlendirildiğinde hem cilt hastalıklarının yönetimi hem de genel yaşam kalitesi açısından daha başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.