Unutulmaz Filmler

· Eğlence Ekibi
Hollywood'un altın çağının en büyük yıldızlarından biri olarak kabul edilen Marilyn Monroe, 1 Haziran'da 100 yaşına girecekti.
Güzelliği ve karizmasıyla hafızalara kazınan oyuncu, yalnızca bir seks sembolü değil; aynı zamanda başarılı bir komedyen, şarkıcı ve dansçı olarak da sinema tarihine adını yazdırdı.
Marilyn Monroe'nun kariyerine yön veren sekiz film, onun oyunculuk yeteneğini ve unutulmaz mirasını gözler önüne seriyor.
Asfalt Ormanı (The Asphalt Jungle - 1950)
John Huston'un yönettiği kara film Asfalt Ormanı, Marilyn Monroe'nun Hollywood'da fark edilmesini sağlayan ilk yapım oldu. 1949 yılına kadar yalnızca küçük rollerde görünen genç oyuncu, bu film için yapılan kamera testleri sırasında dikkat çekti. Başlangıçta yönetmen John Huston, Marilyn'i kendisinden yaşça büyük bir adamın metresi rolü için uygun bulmasa da oyuncuyla tanıştıktan sonra fikrini değiştirdi. Marilyn filmde yalnızca birkaç sahnede yer almasına rağmen Angela karakteriyle izleyicilerin hafızasında yer etti ve kariyerinde önemli bir çıkış yakaladı.
Niagara (1953)
Marilyn Monroe kariyerindeki en karanlık karakterlerden birini Henry Hathaway imzalı Niagara filminde canlandırdı. Teknikolor formatında çekilen filmde Monroe, sevgilisiyle birlikte eşini öldürmeyi planlayan kurnaz Rose karakterine hayat verdi. Oyuncunun masum ve sempatik imajının aksine bu rol, onun farklı bir yönünü ortaya koydu.
20th Century Fox stüdyosu da bu film döneminde Marilyn Monroe'nun yıldız imajını bilinçli şekilde oluşturmaya başladı.
Erkekler Sarışınları Sever (Gentlemen Prefer Blondes - 1953)
Howard Hawks'ın yönettiği müzikal komedi, Marilyn Monroe'nun kariyerindeki en büyük dönüm noktalarından biri oldu. Filmde Jane Russell başrolde düşünülmesine rağmen tüm ilgiyi Marilyn üzerine çekti. Özellikle pembe elbisesiyle seslendirdiği "Diamonds Are a Girl's Best Friend" performansı popüler kültürün en ikonik sahneleri arasına girdi. Bu yapım sayesinde Monroe küresel bir yıldıza dönüşürken, aynı zamanda uzun yıllar "saf sarışın" karakterleriyle özdeşleştirildi.
Dönüşü Olmayan Nehir (River of No Return - 1954)
Otto Preminger'in yönettiği western filminde Marilyn Monroe, şarkıcı Kay karakterini canlandırdı. Amerikan Kuzeybatısı'nda geçen macera filminde bir baba, küçük oğlu ve Kay karakteri zorlu doğa koşullarında hayatta kalmaya çalışıyor. Yapım, müzikal sahneleriyle de dikkat çekiyor.
Çekimler sırasında Marilyn Monroe az kalsın boğuluyor, yaşadığı ayak bileği sakatlığı nedeniyle çekimlere bir süre ara vermek zorunda kalıyordu.
Oyuncu daha sonra bu filmi kariyerindeki en zor projelerden biri olarak değerlendirdi.
Yaz Bekârı (The Seven Year Itch - 1955)
Billy Wilder'ın yönettiği romantik komedi, sinema tarihinin en unutulmaz sahnelerinden birine ev sahipliği yaptı. Metro ızgarasından yükselen hava nedeniyle Marilyn Monroe'nun beyaz elbisesinin havalandığı sahne bugün hâlâ sinema tarihinin en ikonik görüntülerinden biri olarak kabul ediliyor.
Çekimleri binlerce kişi ve çok sayıda fotoğrafçı izlerken, bu olay Monroe'nun beyzbol yıldızı Joe DiMaggio ile olan evliliğinin sona ermesini hızlandıran gelişmelerden biri oldu.
İlginç şekilde filmin son halinde sansür nedeniyle oyuncunun tüm vücudu hiçbir zaman aynı karede gösterilmedi.
Otobüs Durağı (Bus Stop - 1956)
Joshua Logan'ın yönettiği romantik komedi-dram, eleştirmenlerin Marilyn Monroe'nun oyunculuğunu ciddi anlamda takdir ettiği ilk yapımlardan biri oldu. Filmde Monroe, gece kulübünde çalışan genç şarkıcı Chérie karakterini canlandırdı. Montana'dan gelen bir kovboyun kendisine âşık olmasını konu alan hikâye döneminin gişe başarılarından biri oldu.
Lee Strasberg'in Actors Studio'daki eğitiminden sonra çektiği ilk film olan Bus Stop, Monroe'nun dramatik oyunculuk yeteneğini de ortaya koydu.
Bazıları Sıcak Sever (Some Like It Hot - 1959)
Billy Wilder'ın yönettiği komedi, bugün hâlâ sinema tarihinin en başarılı komedileri arasında gösteriliyor. Gangsterlerden kaçan iki müzisyenin kadın kılığına girerek bir orkestraya katılmasını anlatan filmde Marilyn Monroe, Sugar Kane karakterini canlandırdı.
Oyuncu bu performansıyla Altın Küre kazanırken, çekimler sırasında repliklerini ezberlemekte zorlanması nedeniyle birçok sahne defalarca tekrar edildi.
Çekim sürecinde Monroe'nun hamile olduğu ve bebeğini kaybetme korkusu yaşadığı daha sonra ortaya çıktı. Ne yazık ki oyuncu hamileliğini sürdüremedi.
The Misfits (1961)
John Huston'un yönettiği The Misfits, Marilyn Monroe'nun tamamlayabildiği son film olarak tarihe geçti. Arthur Miller tarafından özellikle Marilyn için kaleme alınan senaryoda oyuncu, boşanmış ve yalnızlık hissiyle mücadele eden Roslyn karakterine hayat verdi. Kovboylarla birlikte yeni bir yaşam arayan genç kadının hikâyesi, Monroe'nun kendi hayatıyla da büyük benzerlikler taşıyordu.
Çekimler sırasında oyuncunun depresyonu, ilaç ve alkol bağımlılığı ile kronik gecikmeleri yapımı zorlaştırdı.
Film aynı zamanda başrol oyuncusu Clark Gable'ın da tamamladığı son proje oldu. Ünlü oyuncu çekimlerden kısa süre sonra kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi.
Hollywood'un unutulmaz efsanesi
1961 yılında gösterime giren The Misfitsin vizyona girmesinden yalnızca 18 ay sonra Marilyn Monroe hayatını kaybetti. Aradan geçen onlarca yıla rağmen Monroe, sinema tarihinin en etkileyici yıldızlarından biri olarak anılmaya ve filmleriyle yeni kuşakları etkilemeye devam ediyor.