Dijital Dönüşüm Ve İş Gücü
betül
betül
| 02-07-2026
Bilim Ekibi · Bilim Ekibi
Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, Roma İmparatorluğu’nun çöküş döneminde Kisalföld bölgesinden elde edilen 300’den fazla bireyin tam genomunu analiz etti.
Koncz István (ELTE) ve Yijie Tian (Stony Brook University) liderliğindeki uluslararası ekip, arkeogenomik, izotop ve arkeolojik verileri birleştirerek Roma sonrası dönemde bölgenin nasıl değiştiğini yeniden inceledi.
Çalışma, iki Roma dönemi (3–5. yüzyıl) ve beş Langobard dönemi (6. yüzyıl) mezarlığını kapsıyor.

Roma sonrası genetik dönüşüm

Roma dönemine ait mezarlarda oldukça karma bir genetik yapı tespit edildi. Güney Avrupa kökenli unsurların yanı sıra Asya ve Afrika kökenli izler de görüldü. Bu durum, Roma İmparatorluğu’nun kozmopolit yapısını ve farklı kökenlerden insanların aynı coğrafyada bir arada yaşadığını ortaya koyuyor. Roma sonrası dönemde ise tablo belirgin şekilde değişti. 6. yüzyıl mezarlarında kuzey Avrupa kökenli genetik bileşenlerin arttığı tespit edildi. Bu değişim, Langobard topluluklarının bölgedeki varlığıyla ilişkilendiriliyor.
Dijital Dönüşüm Ve İş Gücü

Göç tek bir dalga değil

Araştırma, göç hareketlerinin tek ve ani bir “büyük dalga” şeklinde gerçekleşmediğini gösteriyor. Stronsiyum izotopları, bireylerin yaşam boyunca hareketliliğini ortaya koyarken; karbon ve azot izotopları beslenme alışkanlıklarına ışık tutuyor. Genetik ve izotop veriler birlikte değerlendirildiğinde, yeni gelen toplulukların yerel halkı tamamen değiştirmediği, bunun yerine farklı düzeylerde entegre olduğu görülüyor.

Toplumlar birbirine benzese de yapıları farklı

Mezarlıklar genetik ve kültürel olarak benzer görünse de, iç sosyal yapılarında önemli farklılıklar vardı. Sopron yakınlarındaki Hegykő mezarlığında güçlü akrabalık grupları ve yüksek statüye işaret eden zengin mezar eşyaları dikkat çekiyor. Buna karşılık Szeleste bölgesinde daha karışık aile yapıları ve farklı genetik kökenlerin iç içe geçtiği bir toplum yapısı görülüyor.
Dijital Dönüşüm Ve İş Gücü

Barbar algısını yeniden düşünmek

Araştırmaya göre genetik miras, maddi kültür ve etnik kimlik her zaman doğrudan örtüşmüyor. Bu da tarihsel “barbar” tanımlarını daha karmaşık hale getiriyor. Patrick Geary (Institute for Advanced Study), maddi kültür ile genetik verilerin doğrudan etnik isimlerle eşleştirilemeyeceğini vurguluyor. Çalışma, Pannonia’daki erken Orta Çağ toplumlarının basit bir göç anlatısından çok daha karmaşık sosyal ağlar içinde örgütlendiğini ve bu yapının yeni bir Roma sonrası düzenin temelini oluşturduğunu ortaya koyuyor.