Büyülü Hikaye

· Seyehat Ekibi
Akdeniz kıyısında yükselen İskenderiye, yalnızca Mısır’ın değil, dünya tarihinin de en etkileyici şehirlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Mısırlı-İngiliz yazar Islam Issa’nın kaleme aldığı ve Türkçeye çevrilen “İskenderiye: Dünyayı Değiştiren Şehir”, kentin antik çağlardan günümüze uzanan hikâyesini kişisel anılar ve tarihsel olaylarla bir araya getiriyor.
BBC tarafından “İngiltere’nin en önemli yeni düşünürlerinden biri” olarak tanıtılan Birmingham City Üniversitesi edebiyat ve tarih profesörü Issa’nın kitabı, yayımlandığı 2023 yılında uluslararası ödüller kazanırken eleştirmenlerden de övgü dolu yorumlar aldı.
Büyük İskender’in mirası
İskenderiye’nin temelleri, Makedonya Kralı Büyük İskender’in isteği üzerine Rodoslu mimar Dinokrates tarafından MÖ 332 yılında hazırlanan plan doğrultusunda atıldı. Şehir de adını kurucusundan aldı.
Yüzyıllar boyunca Akdeniz’in en önemli kültür ve ticaret merkezlerinden biri olan kent, dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen İskenderiye Feneri ile ün kazandı. MÖ 3. yüzyılda inşa edilen ve yaklaşık 120 metre yüksekliğe sahip olan bu yapı, 14. yüzyıla kadar ayakta kaldı. Bugün fenerden geriye bir şey kalmasa da onun mirasını yaşatan yapılar bulunuyor. Bunlardan biri de 1995-2002 yılları arasında inşa edilen modern Bibliotheca Alexandrina. Antik İskenderiye Kütüphanesi’nin ruhunu yaşatmayı amaçlayan bu yapı, kentin en önemli simgelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Kayıtbay Kalesi ve tarihi miras
İskenderiye’nin siluetine damga vuran yapılardan biri de Kayıtbay Kalesi. Memlük Sultanı Kayıtbay tarafından 1477-1479 yılları arasında yaptırılan kale, yıkılan İskenderiye Feneri’nden kalan sağlam taşların kullanılmasıyla inşa edildi.
Tipik Memlük mimarisinin izlerini taşıyan yapı günümüzde denizcilik müzesi olarak hizmet veriyor. Şehrin tarihi dokusunu keşfetmek isteyenlerin ayrıca firavun dönemine ait mezar geleneklerini yansıtan Kom el Shoqafa Yeraltı Mezarları’nı da ziyaret etmeleri öneriliyor.
Pompey Sütunu’nun ilginç hikâyesi
İskenderiye’de hâlâ orijinal konumunda bulunan tek antik anıt Pompey Sütunu olarak biliniyor. Aslında yapı, Roma İmparatoru Diocletianus’un onuruna bir zafer anıtı olarak dikilmişti. Ancak tarih boyunca yanlışlıkla Romalı komutan Pompey ile ilişkilendirildiği için bu isimle anılmaya devam etti.
Aziz Mina’nın izleri
İskenderiye, yalnızca antik uygarlıkların değil, aynı zamanda İbrahimî dinlerin de önemli merkezlerinden biri oldu.
Aziz Mina Manastırı, Hristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Mina’ya adanmış durumda. Roma ordusunda askerlik yapan Mina’nın, Hristiyanlara yönelik baskılar nedeniyle görevinden ayrıldığı ve inancını açıkça dile getirdiği için 309 yılında idam edildiği anlatılıyor.
Kıpti geleneğine göre cenazesini taşıyan devenin Maryut Gölü yakınlarında durması üzerine Mina bu noktaya gömüldü. Yüzyıllar boyunca bölge, şifa arayan hacıların ziyaret ettiği önemli bir merkez haline geldi. Günümüzde manastır, İskenderiye Havalimanı ve büyük futbol stadyumunun yakınlarında bulunuyor.
Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın izleri
Şehrin yakın tarihini anlamak için Kavalalı Mehmet Ali Paşa dönemine de bakmak gerekiyor. 1770-1849 yılları arasında yaşayan ve önce Osmanlı Devleti’nin Mısır valisi olarak görev yapan Mehmet Ali Paşa, daha sonra kendi hanedanını kurarak Mısır’ın kaderini değiştirdi. Onun soyundan gelen hidivlerin yönetimi 1914 yılına kadar sürdü.
Bu dönemin en dikkat çekici eserlerinden biri, Akdeniz’e bakan Montaza Sarayı oldu. Hidiv II. Abbas tarafından 1892 yılında yaptırılan saray, İtalyan Rönesans mimarisinden ilham alınarak tasarlandı. Daha sonraki yıllarda Mısır Cumhurbaşkanları Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek’in de resmi konutu olarak kullanıldı.
İskenderiye’nin müzeleri ve tarihi zenginlikleri
Bir dönem Amerikan Konsolosluğu olarak kullanılan İskenderiye Ulusal Müzesi, şehrin tarihini farklı dönemler üzerinden anlatan önemli merkezlerden biridir. Müzede Antik Mısır, Ptolemaios Krallığı, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalan yaklaşık 1.600 eser sergileniyor. Firavun heykelleri, Büyük İskender’e ait olduğu düşünülen heykel parçaları ve Roma dönemine ait eserler koleksiyonun öne çıkan parçaları arasında yer alıyor.
Keşfedilmeyi bekleyen diğer noktalar
İskenderiye’de görülebilecek yerler bununla sınırlı değil.
Kraliyet Mücevher Müzesi, Ebu el-Abbas el-Mursi Camisi, kısmen sular altında bulunan Heracleion arkeolojik alanı ve şehrin sembollerinden biri haline gelen Stanley Köprüsü, ziyaretçilerin ilgisini çeken diğer önemli noktalar arasında bulunuyor.
Geçmişin gölgeleri arasında bir şehir
Islam Issa’ya göre İskenderiye’nin asıl büyüsü, yalnızca anıtlarında ya da müzelerinde değil, sokaklarında hissediliyor. Gün batımında ezan seslerinin yankılandığı, eski mahallelerin tarih kokan atmosferiyle çevrelendiği şehirde geçmiş ve bugün iç içe geçiyor. Yazar, İskenderiye’de dolaşırken farklı imparatorlukların, medeniyetlerin ve insanların izlerinin hâlâ hissedildiğini vurguluyor. Binlerce yıllık tarihi boyunca sayısız kültüre ev sahipliği yapan İskenderiye, bugün de ziyaretçilerine antik dünyanın mirasıyla modern yaşamın iç içe geçtiği benzersiz bir deneyim sunmaya devam ediyor.