Enerji Devrimi

· Yaşam Tarzı Ekibi
Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik en yaygın eleştirilerden biri, yalnızca güneşin parladığı veya rüzgârın estiği zamanlarda elektrik üretebilmeleridir.
Bu durum, hem enerji arzında süreklilik sorunları yaratıyor hem de şebekeler üzerinde dengesiz yük oluşmasına neden oluyor.
Avustralya da uzun yıllar bu sorunla karşı karşıyaydı. 2010'lu yılların başından itibaren ev tipi güneş enerjisi sistemleri hızla yaygınlaştı. 2024 itibarıyla ülkenin elektrik ihtiyacının yüzde 20 ila 25'i güneş enerjisinden karşılanırken, bunun yüzde 10 ila 12'lik kısmı doğrudan hanelerdeki panellerden geldi.
Ancak akşam saatlerinde, insanların eve dönerek elektrik tüketimini artırdığı dönemlerde, enerji açığını kapatmak için doğal gaz santrallerinin devreye alınması gerekiyordu.
Son bir-iki yılda ise güneş enerjisindeki büyümeyi yeni bir dalga takip etti: bataryalar... Mali yılın sonunda Avustralya, Çin hariç tutulduğunda dünyanın geri kalanında kurulan ev tipi batarya kapasitesinin yüzde 60'ını tek başına devreye aldı. Geçen temmuzdan bu yana şebekeye 415 bin enerji depolama bataryası bağlandı. Bu, yaklaşık her 25 Avustralya hanesine bir batarya düşmesi anlamına geliyor. Endüstriyel ölçekli bataryalarda da ülke dikkat çekiyor. 27 milyon nüfuslu Avustralya'nın önünde yalnızca Çin ve Amerika Birleşik Devletleri bulunuyor. Ülkedeki büyük ölçekli batarya kapasitesi son bir yılda iki katına çıktı.
Elektrik fiyatlarında düşüş
Depolanan enerji yalnızca batarya sahiplerine değil, tüm tüketicilere fayda sağlıyor.
Bataryaların yaygınlaşmasıyla birlikte ülkenin bazı bölgelerinde elektrik fiyatları yüzde 10'a kadar geriledi. Avustralya'da tüketiciler, arz-talep dengesi ve üretim kaynaklarına bağlı olarak sürekli değişen elektrik tarifeleri ödüyor. Geçmişte akşam saatlerinde fiyatlar hızla yükseliyordu. Bunun temel nedeni, kademeli olarak kapanan kömür santrallerinin yerini alan doğal gaz santrallerinin üretimi artırmak zorunda kalmasıydı. Bugün ise bataryalar giderek daha fazla bu rolü üstleniyor. Bu yılın yaz aylarında doğal gaz santrallerinin elektrik üretimi, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 24 azaldı.
"Elektrik fiyatlandırmasını tamamen değiştirdi"
60 binden fazla şirketi temsil eden Australian Industry Group'un iklim ve enerji politikaları yöneticisi Tennant Reed'e göre bataryaların yükselişi elektrik piyasasının işleyişini kökten değiştirdi. Reed, doğal gazın yedek kaynak olarak varlığını sürdüreceğini ancak bataryaların ortalama maliyet açısından gaz santrallerinden daha avantajlı olduğunu ve artan enerji talebine rağmen bu santrallerin yerini almaya başladığını belirtiyor.
Benzer bir tablo Kaliforniya'da da görülüyor. Burada erken akşam saatlerinde güneş enerjisinin şebekedeki payı öğle saatlerinden bile yüksek olabiliyor. Bunun nedeni, bu saatlerde çok sayıda batarya ve batarya parkının sisteme enerji vermesidir. Uzmanlar, mevcut batarya teknolojilerinin bazı bölgelerde yılın her günü kesintisiz elektrik sağlamaya şimdiden yeterli olabileceğini ifade ediyor.
Devlet desteği kritik rol oynadı
Batarya teknolojilerinin maliyeti son yıllarda önemli ölçüde düşse ve güvenlikleri artsa da Avustralya'daki dönüşüm kamu desteği olmadan gerçekleşmedi. Daha önce güneş paneli kurulumlarını çeşitli teşviklerle destekleyen merkezi ve yerel yönetimler, geçen yıl temmuz ayında Başbakan Anthony Albanese liderliğinde 2,3 milyar Avustralya doları değerinde dört yıllık bir program başlattı. Program kapsamında vatandaşlar, kurulum maliyetlerinin yüzde 30'una kadar destek alabiliyordu.
Başlangıçta hedef, 2030 yılına kadar 1 milyon yeni batarya kurulmasıydı. Ancak talep beklentilerin çok üzerine çıktı. Ülkede bugün ortalama her gün yaklaşık bin yeni batarya devreye alınıyor. Bu nedenle bütçe 7,2 milyar Avustralya dolarına yükseltildi, büyük batarya paketlerine verilen destek azaltıldı ve hedef 2 milyon kurulum olarak güncellendi.
Herkes aynı ölçüde faydalanamıyor
Enerji dönüşümünün en büyük eleştirilerinden biri eşitsizlik sorunu.
Güneş panelleri ve bataryalar özellikle yüksek gelirli haneler ile işletmeler arasında yaygınlaştı. Daha düşük gelirli kesimler ise hâlâ büyük ölçüde geleneksel elektrik şebekesine bağımlı. Kiracılar da programdan doğrudan yararlanamayan gruplar arasında yer alıyor. Bu kişiler, ancak ev sahiplerinin yatırım yapması durumunda sistemden faydalanabiliyor. Western Sydney Üniversitesi'nden kıdemli araştırmacı Thomas Longden, batarya kurulumlarının ülke genelinde dengeli dağıtılmasının önemine dikkat çekiyor. Longden'a göre dönüşüm yalnızca büyük şehirlerde yoğunlaşmamalı ve daha adil bir geçiş hedeflenmelidir.
İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ise programın herkese doğrudan ulaşmadığını kabul ediyor. Ancak batarya sahiplerinin daha az doğal gaz kaynaklı elektrik kullanmasının, piyasa genelinde fiyatları aşağı çekerek tüm tüketicilere dolaylı fayda sağladığını savunuyor.
Ücretsiz elektrik ve yeni tartışmalar
Hükümet ayrıca yeni bir "güneş paylaşım" programı duyurdu. Bu sistem kapsamında elektrik şirketleri, tüm müşterilerine günde üç saat ücretsiz elektrik sağlamak zorunda olacak. Program kiracıları da kapsadığı için geniş destek görüyor. Bununla birlikte bazı uzmanlar, enerji şirketlerinin gelir kaybını telafi etmek amacıyla diğer ücretleri artırabileceğinden endişe ediyor.
Yeşil dönüşümün sınırları
Avustralya'daki haneler daha temiz enerji kullanmaya başlasa da ülkenin genel enerji tablosu hâlâ karmaşıktır. Avustralya, dünyanın en büyük kömür ve doğal gaz ihracatçılarından biri olmayı sürdürüyor. Son yıllardaki yüksek talep, hükümeti yeni üretim izinleri vermeye de yöneltti.
Buna rağmen ülkede yaşanan gelişmeler, yenilenebilir enerji ve enerji depolama teknolojilerinin büyük ölçekli ve hızlı şekilde yayılması halinde bunun yalnızca bireysel tüketicilerde değil, tüm ekonomi üzerinde hissedilen sonuçlar yaratabileceğini gösteriyor. Bataryaların hızla yaygınlaşması, Avustralya'da yeni bir güneş paneli kurulum ve modernizasyon dalgasını da beraberinde getirdi.
Kömürden bataryaya sembolik geçiş
Bu dönüşümün en dikkat çekici simgelerinden biri, ülkenin uzun yıllar boyunca en yüksek emisyonlu enerji üreticilerinden biri olarak görülen AGL'nin kısa süre önce gerçekleştirdiği yıkım oldu.
Şirket, 2023 yılında güneş enerjisinin hızlı yükselişi nedeniyle kapatılan Liddell Kömür Santrali'nin yıllarca duman püskürten iki bacasını kontrollü patlatmayla yıktı. AGL şimdi aynı sahada, eski santralin kapasitesine eşdeğer bir enerji depolama merkezi inşa ediyor. Yeni tesis, 500 megavat gücü iki saat boyunca sağlayabilecek kapasitede olacak ve kömürden depolamaya geçişin en güçlü sembollerinden biri olarak görülüyor.