Mimariyi Okumak

· Fotoğraf Ekibi
Bir binanın önünden geçerken çoğumuz iki şeye dikkat ederiz: Güzel mi ve ne işe yarıyor?
Oysa bir mimar aynı binaya baktığında bambaşka bir dünyayı görür.
Pencerelerin yüksekliğiyle katların oranını, girişin neden vurgulandığını ya da neden geri planda tutulduğunu, kullanılan malzemenin ne anlattığını ve cephede tekrar eden detayların oluşturduğu düzeni okur. Yani sadece bakmaz, adeta çözümler.
İyi haber şu: Mimariyi anlamak sadece uzmanlara özgü bir beceri değildir. Biraz dikkat ve doğru bakış açısıyla herkes bu dili öğrenebilir. Üstelik bir kez öğrendiğinizde, şehirde attığınız her adım bambaşka bir deneyime dönüşür.
Oran: Parçaların Uyumu
Mimariyi anlamanın ilk adımı oranları fark etmektir. Oran, bir yapının farklı parçaları arasındaki matematiksel ilişkidir.
Örneğin:
• Pencerenin yüksekliği ile genişliği arasındaki oran
• Kat yüksekliği ile binanın toplam yüksekliği arasındaki ilişki
• Kapının bulunduğu duvara göre büyüklüğü
İnsana “bu bina göze hoş geliyor” dedirten şey çoğu zaman bu dengedir. Antik çağ mimarları, göze hitap eden belirli oranlar keşfetmiş ve bu oranlar yüzyıllar boyunca kullanılmıştır.
Tersine, rahatsız edici görünen binalarda genelde şu sorunlar vardır:
• Gereğinden geniş pencereler
• Basık kat yükseklikleri
• Cepheye göre küçük veya orantısız girişler
Bir kez oranları fark etmeye başladığınızda, gözünüz artık bu detayları kaçırmaz.
Ritim: Tekrarın Gücü
Mimaride ritim, müzikteki ritim gibidir. Tekrar eden öğelerin oluşturduğu düzeni ifade eder.
Bir cephede ritim şu unsurlarla oluşur:
• Pencerelerin dizilişi
• Kolonların aralıkları
• Yapısal bölümlerin tekrarı
Düzenli ritim:
• Aynı aralıklarla tekrar eden öğeler
• Sakinlik ve düzen hissi verir
Düzensiz ritim:
• Farklı boyut ve aralıklar
• Hareket ve dinamizm katar
En etkileyici yapılar genelde bu ikisini birlikte kullanır. Önce bir düzen kurar, sonra önemli noktalarda bu düzeni bilinçli olarak bozar. Örneğin giriş kısmı ya da köşeler bu şekilde öne çıkarılır.
Malzeme: Daha İçeri Girmeden Anlatılan Hikâye
Bir binanın dış cephesinde kullanılan malzeme, bize fark etmeden birçok şey anlatır.
• Taş:
Güç, kalıcılık ve resmiyet hissi verir. Bu yüzden bankalar ve müzeler sıkça taş kullanır.
• Tuğla:
Sıcak ve samimi bir his oluşturur. Evler ve okullar için ideal bir seçimdir.
• Cam:
Şeffaflık ve modernlik anlamına gelir.
Ancak aynalı cam kullanıldığında daha mesafeli ve “kurumsal” bir hava yaratır.
• Beton:
En tartışmalı malzemelerden biridir.
İyi kullanıldığında güçlü ve etkileyici görünür.
Kötü kullanıldığında ise bakımsız ve soğuk bir izlenim bırakır.
Buradaki fark, çoğu zaman detaylara verilen özenle ilgilidir.
Hiyerarşi: Gözünüz Nereye Bakmalı?
Her iyi tasarlanmış bina, gözünüzü yönlendiren bir düzene sahiptir. Buna hiyerarşi denir. Yani bina size “önce buraya bak” der. Genellikle en önemli unsur giriştir. Ama bu her zaman açıkça bağırmaz, ince bir şekilde kendini belli eder.
Dikkat etmeniz gereken ipuçları:
• Ölçek farkı
Giriş kapısı diğer unsurlardan daha büyük olabilir
• Malzeme değişimi
Giriş kısmında farklı bir malzeme kullanılmış olabilir
• Geri çekilme veya öne çıkma
Giriş içeri doğru çekilmiş ya da dışarı taşmış olabilir
• Süsleme yoğunluğu
Özellikle tarihi yapılarda en detaylı süslemeler girişte bulunur
Tüm bu detaylar, binanın size nasıl “okunacağını” anlatır.
Şehri Farklı Görmek
Aslında her gün içinde yaşadığımız şehir, sürekli bizimle konuşur. Ama çoğu zaman bunu fark etmeyiz. Binalar; oranlarıyla, ritimleriyle, malzemeleriyle ve düzenleriyle bize bir şeyler anlatır. Mimariyi okumayı öğrendiğinizde, sıradan bir yürüyüş bile bambaşka bir deneyime dönüşür. Artık sadece yürümekle kalmaz, çevrenizi anlamaya başlarsınız.
Bir dahaki sefere bir binanın önünden geçerken kendinize şunu sorun:
“Bu yapı bana ne anlatmaya çalışıyor?” Cevaplar düşündüğünüzden çok daha ilginç olabilir.