Yapay Zekâ Sanatı

· Fotoğraf Ekibi
Çağdaş medya sanatının önde gelen isimlerinden Refik Anadol, yapay zekâ çağında insan olmanın ne demek olduğunu sorgulayan çalışmalarıyla dikkat çekiyor.
1985’te İstanbul’da doğan Anadol, yapay zekâ ve veri kullanımı üzerine estetik bir yaklaşım geliştiren öncülerden biridir.
Şu anda Los Angeles’ta yaşayan Anadol, UCLA Tasarım Medya Sanatları Bölümü’nde ders veriyor. Eserleri, Bilbao’daki Guggenheim Müzesi’nde ziyaret edilebiliyor. Müze, Anadol’a ikinci kattaki en büyük salonlarından birini tahsis ederek, mimar Frank Gehry’nin projelerini ışık, gölge ve renklerle yeniden yorumladığı “Living Architecture: Gehry” adlı enstalasyonunu sergilemesine olanak tanıyor. Anadol’un yenilikçi AI kullanımı, izleyicileri büyüleyen görsel anlatılar ortaya çıkarıyor.
Mimari, Malzeme ve Veriyi Sanata Dönüştürmek
Anadol’un çalışmaları, çevresel verileri ve bilgisayarlı sinir ağlarını kullanarak dijitalleştirilmiş hafızaların olağanüstü görselleştirmelerini yaratmaya odaklanıyor. Bu sayede disiplinlerarası sanatın sınırlarını genişletiyor. Besteci Kerim Karaoğlu ile iş birliği yaparak görsel çalışmalarını tamamlayan büyüleyici bir ses manzarası oluşturuyor.
Veriyi Sanata Çevirmek
Bilbao’daki Guggenheim sergisi, “in situ” adını taşıyan yeni bir serinin başlangıcını işaret ediyor. Anadol, teknoloji, bilim, müzik, performans ve görsel sanatların eşit derecede değerli olduğunu düşündüren bir deneyim sunuyor.
Anadol’a göre veri, sadece rakamlar değil; geleceği boyamak için yeni bir paletin pigmentleri. Mimari verileri AI ile sentezleyerek, çağdaş sanatta yapay zekânın rolünü sorguluyor. AI’yı sadece çoğaltma aracı olarak değil, hayal gücünü açığa çıkaran yaratıcı ve etik bir araç olarak kullanıyor.
Sonuç olarak, Refik Anadol’un öncü çalışmaları, dijital çağda insan deneyimini yeniden düşünmeye davet ediyor. Sanat ve teknolojiyi özenle birleştirmenin dönüştürücü gücünü gözler önüne seriyor.