Arabasız Şehirler
can
can
| 18-11-2025
Araç Ekibi · Araç Ekibi
Arabasız Şehirler
Trafik sıkışıklığı artık sadece bir sabır testi değil; sağlığımızı, çevremizi, ekonomimizi ve yaşam kalitemizi etkileyen ciddi bir sorundur.
Şehirler büyüdükçe ve araç sayısı arttıkça, tıkanan yollar dünyanın birçok kentinde sıradan bir manzaraya dönüştü.
Ancak bazı şehirler artık cesur bir soruyu soruyor: Ya bazı bölgelerden arabaları tamamen kaldırsak nasıl olurdu? Eskiden geleceğin fikri gibi görünen “arabasız bölgeler”, bugün modern şehirlerin yaşam kalitesini artırmak için uyguladığı gerçek bir çözüm haline geldi.

Arabasız Bölgeler Nedir?

Arabasız bölgeler, motorlu araçların tamamen ya da büyük ölçüde yasaklandığı şehir alanlarıdır. Bu bölgeler birkaç sokaktan oluşabileceği gibi, tüm şehir merkezini de kapsayabilir. Genellikle tarihi bölgelerde, pazar yerlerinde veya okulların çevresinde uygulanır. Amaç oldukça net:
• Hava kirliliğini azaltmak
• Gürültü seviyesini düşürmek
• Yayaların güvenliğini artırmak
• Daha fazla yürüyüş, bisiklet ve sosyalleşme alanı yaratmak

Değişimin Arkasındaki Güç

Peki şehirler neden arabasız bölgelere yöneliyor? Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün 2023 raporuna göre, ulaşım sektörü kentlerdeki hava kirliliğinin en büyük nedenlerinden biri. Özellikle azot dioksit (NO₂) ve ince partikül maddeler, solunum ve kalp-damar hastalıklarıyla doğrudan ilişkili. Arabasız bölgeler, yoğun nüfuslu alanlarda araç kullanımını kısıtlayarak bu zararlı gazların yayılımını ciddi şekilde azaltıyor. Avrupa Halk Sağlığı Birliği’nin 2022 araştırmasına göre, yaya bölgelerinin uygulanması NO₂ seviyelerinde %20–40 arasında düşüş sağlamış.

Öncü Şehirler: Dünyadan Başarı Hikâyeleri

Bazı şehirler bu konuda öncü adımlar attı:
•Oslo (Norveç) – 2019’da şehir merkezinden büyük oranda araçları kaldırdı. Yaya trafiği %35 arttı, işletmelerin müşteri sayısı da yükseldi.
•Barselona (İspanya) – “Süper blok” (superblock) modeliyle mahalle içi yolları yayalar ve bisikletlilere ayırdı. Araç trafiği çevre yollara yönlendirildi.
•Paris (Fransa) – Ayda bir “arabasız gün” düzenliyor ve Seine Nehri çevresindeki alanları tamamen yayalara açmayı planlıyor.

Çevre ve Sağlık Üzerindeki Etkileri

Arabasız bölgelerin etkisi ölçülebilir derecede olumlu. Madrid’de yapılan bir araştırma, yaya bölgeleri uygulandıktan sonra NO₂ oranlarının %20 azaldığını, PM10 partikül seviyelerinin de ciddi oranda düştüğünü gösterdi. Helsinki ve Kopenhag gibi şehirlerde ise gürültü kirliliği %30–40 oranında azaldı.
Ayrıca bu bölgeler insanları daha fazla yürümeye ve bisiklete binmeye teşvik ederek toplum sağlığını güçlendiriyor. Çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler için daha güvenli, erişilebilir alanlar oluşuyor. Böylece şehirler sadece daha temiz değil, aynı zamanda daha kapsayıcı hale geliyor.

Zorluklar ve Eleştiriler

Elbette her yenilik gibi bu uygulama da bazı zorluklarla karşılaşıyor. İşletme sahipleri, araç erişiminin azalmasının satışlarını düşüreceğinden endişe ediyor. Teslimat hizmetleri için lojistik planlaması da karmaşık hale gelebiliyor. Ayrıca hareket kabiliyeti sınırlı bireylerin ulaşımı da özel düzenlemeler gerektiriyor. Ancak, şehir yönetimleri süreci şeffaf biçimde yürütüp, halkı bilgilendirdiğinde ve toplu taşımaya yatırım yaptığında bu endişeler hızla azalıyor. Belçika’nın Gen şehrinde trafik düzenlemesi ilk başta tepki topladı; ama hava kalitesi iyileşince ve trafik sıkışıklığı azaldıkça halkın desteği arttı.
Arabasız Şehirler

Arabasız Bölgeleri Başarılı Hale Getirmek

Bu bölgelerin kalıcı ve adil olması için akıllı planlama şart. Şehirlerin odaklanması gereken başlıca noktalar:
• Toplu taşıma ağlarının genişletilmesi
• Bisiklet yolları ve yaya kaldırımlarının iyileştirilmesi
• Çevre dostu teslimat yöntemlerine teşvik verilmesi
• Yaşlı ve engelliler için erişilebilir ulaşımın sağlanması
Ayrıca, yeşil alanlar, gölgelikli yürüyüş yolları ve topluluk alanları oluşturmak, geri kazanılan kentsel alanları herkes için cazip hale getirir.

Ulaşımın Geleceği: Sessiz ve Sürdürülebilir

Daha sürdürülebilir şehirlerin geleceğinde arabasız bölgeler kilit rol oynayacak gibi görünüyor. Temiz hava solunan, çocukların özgürce oynadığı, sessiz ve stresin azaldığı bir şehir hayal değil. Uluslararası Temiz Ulaşım Konseyi’nin verilerine göre, özel araç kullanımının kısıtlanması şehir bazında CO₂ salımını on yıl içinde %25’e kadar azaltabiliyor.

Son Söz: Arabasız Bir Şehre Hazır mıyız?

Asıl soru şu: Konforu bir kenara bırakıp toplumsal huzuru, gürültüyü değil sessizliği, kirli havayı değil temiz nefesi tercih etmeye hazır mıyız? Bu sorunun yanıtı, şehirlerimizi nasıl tasarladığımıza ve kısa vadeli alışkanlıklar yerine uzun vadeli faydayı mı önemsediğimize bağlı.
Sen hiç arabasız bir şehir bölgesini deneyimledin mi? Belki de bir tatilde, belki kendi şehrinde… O sessiz sokaklarda yürürken hissettiğin farkı hatırla. Belki de geleceğin şehirleri, o anki huzuru hepimize sunacak.